25 Mart 2012 Pazar

GÜNÜMÜZ DÜHRİNG’İ: BOB AVAKİAN



GÜNÜMÜZ  DÜHRİNG’İ:  BOB  AVAKİAN

Yusuf KÖSE
Marksizm bir doğma değil, bir eylem kılavuzu ve o yaşayan canlı bir organizmadır. Çünkü her şey hareket halindedir. Doğada ve toplumda duragan olan hiç bir şey yoktur. İşçi sınıfının bilimi olan Marksizm de durağan değildir. O yaşayan canlı bir organizma gibidir, durmadan ileriye doğru gelişir. Çünkü bilimseldir. Marksist-Leninist-Maoistler de Marksizmin bir bilim olduğunu kabul ederler ve onu dogmatikleştirenlere karşı mücadele ederler.

Marksizmin gelişmesine katkıda bulunanlara MLM karşı çıkmaz, bizzat bu tür gelişmeleri desteklerler ve övünç duyarlar. Lenin ve Mao Marksizmi geliştirmişlerdir. Stalin’in önemli katkıları olmuştur. Bunlar kabul edilen şeylerdir. Ayrıca, bunlar dışında da Marksizme katkıları olanlar olmuştur. Her devrim mücadelesi de bir katkıdır. Marksist bilimsel teoriye yeni katkılarda bulunarak onu ileriye taşımak biraz daha farklıdır. Her önüne gelen, kendine Marksist diyen her kişinin “ben Marksizmi teorik olarak ileri taşıdım” demesi, yeterli değildir. Gerçekten böyle bir katkısının olup olmadığını yine MLM bilimi ışığında irdelemek gerekiyor. 

Bilindiği gibi Mao’nun ölümünden sonra yeni “katkıcılar” çıkmıştır. Devrimci mücadelenin geliştiği bazı ülkelerde, bu devrimlere önderlik eden partilerin önderlerinin resimleri beş ustanın yanına eklenmiş ve “ ... yolu” olarak ileri sürülmüştür. Bunlardan en sonuncusu Nepal Komünist Partisi-Maoist (NKP-M)’in başkanı Parashanda olmuştur. Bugün ise bu partinin ismi değiştiği gibi, düne kadar taşıdığı “Maoist” idelojik yolu da değişmiştir. Paraschanda bir kaç aylık başbakanlık koltuğu için NKP-M çizgisini değiştirerek, revizyonizmin güzargahında  ilerlemeye devam etmektedir. “Parashanda yolu”, bir devrimin burjuvaziye nasıl satıldığının yakın, canlı ve yalın örnekleriyle doludur.

Konumuz bu değil. Burada “Komünizm: Yeni Bir Aşamanın Başlangıcı –RCP/USA tarafından bir Manifesto” adlı büroşürdeki görüşleri ele almaya çalışacağız. İddialar yeni olmamasına karşın, ilginç ve değinilme zorunluluğu olduğu için ele alıp üzerinde konuşmakta yara var. Çünkü MLM yanlış anlayışlara karşı mücadele içinde gelişmiş ve gelişecektir. Bu anlayıştan hareket ettiğimiz için, yanlış olarak gördüğümüz düşünceleri eleştirmek de bir zorunluluktur.

Buroşür, ABD-Devrimci Komünist Partisi’nin (ABD-DKP) başkanı Bob Avakian’ın “yeni sentez” başlığı adı altında Marksizme “yeni katkıları” olduğunu ve onu “geliştirdiğini” ileri sürüyor. Bunları ise belgelendirmeye çalışıyor. 

Lenin, Stalin ve Mao, Marks ve Engels’in öğrencileri olduğunu kabul ettiği gibi, Stalin ve Mao’da aynı zamanda Lenin öğrencileri olduğunu kabul ederler. Ve Marksizmin bu üç usta öğretmenleri kendilerinin Marksizmi geliştirerek “aştıklarını” söylememişler, böyle bir şeyi söylemeye gereksinim duymamışlardır. Onları tarih değerlendirmiş ve hak ettikleri yeri vermiştir. Ne var ki, günümüzün bazı “Marksist”leri, kendilerinin Marksizmi ne kadar geliştirdiklerini ileri sürmekten geri kalmıyorlar. Kendilerini öve öve bitiremiyorlar. Övünmleri haklı olabilir. Ama, işçi sınıfı onları övüyor mu ya da ilerde övecek mi bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa, uluslararsı proletarya onlara bu payeyi daha vermiş değil. Vereceklerini de sanmıyorum. Çünkü bay Bob Avakian’nın Marksizmi ilerletmemiş, geriletmeye çalışmıştır. “Katkı” diye öne sürdüğü görüşler Marksizmi revize eden görüşlerdir.

ABD-DKP’nin günümüzün “Manifestosu” olarak yayınladığı ve Avakian tarfından “yeni sentez” adı altında geliştirildiği söylenen broşürde “yeni” olan bir şey görülmüyor. 

“Boy Ölçüşeceğimiz Yeni Meseleler, ve Yeni Sentez” başlıklı bölümde şunlar söyleniyor:

“Fakat bugün daha da büyük gereksinimler kendisini dayatmaktadır. Bob Avakian bir taraftan partimize bütünüyle önderlik ederken, diğer taraftan son 30 yıldır uluslararası komünist hareketinin deneyiminin ve komünist devrime yönelik stratejik yaklaşımın bilimsel bir tahlilini derinleştirmeyi sürdürdü. Bu Bob Avakian’ın çalışmalarının sonucu yeni bir sentezin, bu devrimi ileri taşımak için daha gelişmiş bir teorik çerçevenin ortaya çıkması oldu.” (agb. Sf. 24, Orjinal ingilizce baskı: Şubat 2009, RCP Publications. Türkçe çevirisinden)

Bob Avakian’a dair ortada bir “sentez” yok. Broşür, olduğunu ileri sürüyor, ama “sentezin” ne olduğunu vermiyor. Olmayan bir şeyi var gibi göstermek RCP’ye özgü olsa gerek. Bay Avakian’ın “katkı”sı olarak bilinen bir şey varsa DEH (Devrimci Enternasyonal Hareketi)  daraltığı ve giderek ise dağılma sürecine getirdiğidir. Ben merkezci, yerine göre sol yerine göre sağ ve diğer partilere tepeden bakan, önemli ölçüde kuyrukçu anlayışların sonucu, DEH dağılma durumuna gelmiştir. Kuyrukçu derken, bir zamanlar Peru Komünist Partisi(PKP)’nin peşine takılarak ve onun mücadelesinin gölgesine sığnarak DEH içindeki diğer KP’leri suturma yolunu seçerken, PKP gerileyip NKP-M öne çıkınca bu kez de onun peşine ve bu partinin devrim mücadelesinin gölgesinde diğer KP’leri susturma ve kendini tek merkez gibi gösterme ve hareket etme yaklaşımları sonucu DEH’i çıkmaz bir noktaya getirdi. DEH uluslararsı KP’leri çekme ve birleştirme merkezi olmaktan çıkıp Bob Avakian’ın örgütü durumuna dönüşünce, gelinen aşamada, bir zamanlar RCP’nin sözünden çokmayan örgütlerde terk etti ve şimdi Bay Avakian yalnız kaldı. İşte Marksizme “katkı”sı. 

DKP’nin yayınladığı, “Komünizm: Yeni Bir Aşamanın Başlangıcı” adlı broşürde şöyle deniyor:
“... –sosyalist devrimin bu ilk dalgasının genel deneyimine bilimsel olarak bakmak ve bundan gerekli dersleri çıkartmak için, dünyada meydana gelmekte olan büyük değişikliklerin stratejik mühtevasını yine bilimsel olarak ele almak için- komünist devrim teorisi ve pratiğinin ilerlemeler kaydetmeye ihtiyacı vardır.

“Bob Avakian bu sorumluluğu üzerine almıştır ve  ve bu büyük ihtiyaçlara ve fırsatlara cevap veren komünist bir teorik çalışma, yöntem ve yaklaşım bütünü geliştirmiştir.”(agb, sf.25)

Bu uzun alıntıda da görüldüğü gibi, Avakian bütün komünistleri büyük bir dertten kurtarıyor. Yeni teori geliştirmeyi “üzerine almış” ve hatta “geliştirmiş”. Bu nedenle diğer ülkelerdeki komünistlerin bir endişeye kapılmaları gerekmiyor.

Yukarıda da söylediğim gibi, ortada “Bob Avakian’a ait bir “teori yok” ama, “geliştirdi” denen bir teoriden sıkça söz ediliyor ve hatta o denli ileri gidiliyor ki;

“Bob Avakian tarafından ortaya konulan bu teorik ürünlerin ... Marks’ın komünist hareketin başlangıcında geliştirdiği arasında bir benzerlik vardır.” (agb sf.25)

Çok büyük bir iddia, ama içi boş bir iddia. İçinin boş olduğunu yazının devamında ortaya koyacağız.
DKP, Avakian’ı günümüzün “Marksı” olarak ilan ediyor. DKP, Avakian’ı bu kadar övdükten sonra ve bizi de meraktan çatlatmak üzereyken “bazı yeni sentez”leri sıralıyor.

“Felsefe ve metod açısından, bu yeni sentez, Marksizm’i daha bütünlüklü olarak bilimsel kökleri üzerine oturtmaktadır.”(agb, sf.26, açYK)
Bu alıntıda da görüldüğü gibi, biz kömünistler ve uluslararası proletarya Marksizmi bütünlüklü ve bilimsel olduğunu düşünürken yanılıyormuş. Meğer Marksizm bilimsel “kökleri” üzerine oturmadan Marksizm olmuş. Bugüne kadar bunu Bob Avakian’ın dışında kimse görememiş ve sağ olsun bay Avakian bu sorumluluğu “üzerine alarak” proletaryayı bilimsiz olmaktan kurtarmış ve kurtaracakmış.

Oysa, Marksizme yönelik bu tür saldırıların yeni olmadığını Marksistler biliyor. Marksizme yönelik her türlü burjuva ve revizyonist saldırılar Marksizmin daha ilk ortaya çıkışıyla birlikte başladı ve devam ediyor. Kimisi açıktan saldırırken kimisi de Avakian gibi “marksist” kılıfına bürünerek “Marksizmi geliştirme” adı altında Marksizmi revize etmeye çalışmışlardır. Marksizme “daha” eklemesi ise, Marksizmin bütünüyle yanlış olduğunu söyleyemediği içindir. Direkt geldiğinde bütün ipliği pazara çıkacağından, Marksist maskesini takarak saldırmayı ve revize etmeyi yeğlemiştir. 

Marksizmin “bütünlüklü olarak bilimsel kökleri” üzerine oturmadığını Marks ve Engels zamanında da söyleyenler vardı. Bunların başında da Durhing geliyordu. Yine Lassele vardı. Bakunin vardı ve günümüzde ise bütün anti-Marksist kesimler aynı iddiayı ileri sürmektedir. Lenin, Stalin ve Mao’da bu konuda yanılmışlar, Marksizme işçi sınıfının bilimsel teorisi demekle. Engels de yanılmış, “Marksizm işçi sınıfının en donanımlı bilimsel teorisidir” demekle. 

Lenin, Marks’ın teorisiyle ilgili olarak şunları söylüyor;

“Marks’ın öğretisi her şeye kadirdir, çünkü doğrudur. Kendi içinde bütünlüklü ve uyumludur, insanlara, hiç bir batıl inançla, hiç bir gericilikle, hiç bir burjuva köleliğinin savunulmasıyla uzlaşmayan bütünlüklü bir dünya görüşü verir. İnsanlığın ondokuzuncu yüzyılda Alman felsefesi, İngiliz politik ekonomisi ve Fransız sosyalizmşn şahsında yaratmış olduğu en iyi şeylerin meşru mirasçısıdır.” (Lenin, Seçme Eserler, C.11, sf 14, Inter yayınları, aç YK)

Lenin Marksizmle ilgili özet görüşü bu. Elbette o Marks’ın dehasına hayrandır ve haklı bir şekilde övmekle bitiremez. Lenin ve diğer ustaların Marksizmle ilgili görüşlerini buraya aktarmaya gerek yok. Onlar Marksist oldukları için Marksizme önemli katkılarda bulunduklarından Marksizmi geliştirebildiler. Marksist olmayan ya da Marksist olduğunu söyleyip Marksizmi revize edenler marksimi geliştiremezler, olsa olsa Marksizmin bilimselliğine gölge düşürmeye çaılışırlar, aynı bay Avakian’ın yaptığı gibi.

Bob Avakian ve DKP’nin iddiası, “Marksizmin bilimsel kökleri üzerine oturmadığı”dır. Yenilir yutulur cinsten bir iddia ve eleştiri değildir. En pespaye burjuva aydınları dahi Marks’ın teorilerine bu tür eleştiriler getiremiyor, başka açılardan Marksizme karşı çıkmaya çalışıyorlar.

“Felsefe ve metod açısından” Marks’ın bütünlüklü olmadığını ve bunu bütünlüklü hale Avakian’ın getirdiğini söylemek kadar saçma ve kendini kaf dağının üstünde gören başka birisi çıkmış mıdır bilinmez.
Lenin ne diyor;

“Marks’ın felsefesi, insanlığa özellikle de işçi sınıfına güçlü bilgi araçları veren mükemmel felsefi materyalizmdir.”(SE, c.11, sf. 14, İnter yay.)

Avakian’dan başka “inciler” aktarmaya devam edelim:
“İnsan toplumunun komünizme doğru tarihsel gelişiminin ilk kavramlaştırılmasında, Marks’ın formüle ettiği biçimde bile, bir tür dar ve düz hatta seyreden bir bakış açısı eğilimi ... vardı. Örneğin ‘yadsımanın yadsıması’. ... Felsefesi Marks (ve Engels) üzerinde önemli bir etkisi olan bu kavram, Hegel’in felsefi sisteminden devr alındı. ... “yadsımanın yadsıması”, “kaçınılmazlık” doğrultusuna meyledebilir. ... insanlığın son derece karmaşık ve çeşitlilik gösteren tarihsel gelişimi konusundaki indirgemeciliğe yönelik eğilim, bir “kapalı sistem” ve “kaçınılmazlık”a yönelik eğilim, daha açık ve daha problemli hale gelmektedir.” (agb, sf. 26)

Avakian’ın Marksist felsefeye getirdiği ve geliştirdiğini söylediği “katkıları” bunlar. Bütün Marksistler, yaklaşık 150 yılı aşkın bir süredir Marks ve Engels’in Hegel’i aştığını biliyordu. Hayatında hiç Marksist olmamış ve Marksit teoriyle uzaktan yakından bir ilgisi olmayan PKK lideri Abdullah Öcalan, Bob Avakian’a göre haklıymış(!). Çünkü Öcalan’da Hegel’in haklı olduğunu ve kendisinin Marks’ı aştığını (-Öcalan, şöyle buyuruyor: “Marks’ın diyalektik materyalizmi ile Hegel’in idealizmi arasında fazla bir fark yoktur.” AHİM Savunmaları C.1, sf. 54- bu konuyu başka bir yazıda ele alacağız) söylerken, en azından bu konuda Avakian’a yakın duruyor. Avakian mı ona yakın o mu Avakian’a yakın bu onların sorunu. Biz kendi konumuza dönersek, Avakian, Marks ve Engels’e “yadsımanın yadsınması” konusunda saldırırken, özünde Marksizmin geliştirdiği Materyalist felsefeye karşı çıkmaktadır. Çünkü ne Marks ne de Engels yadsımanın yadsınması konusunu “kapalı bir sistem” olarak ele almayıp, toplumlar tarihiyle ilgili olarak ele almışlardır.

Öncelikle Marks ve Engels’i “hegelcilikle” suçlayan ilk Avakian değil, ama Avakian’ın kendisine örnek aldığı Dühring’dir.

Ve Dühring şöyle diyor;
“Onu (Marks’ı) niceliğin niteliğe döndüğü yolundaki karışık ve bulanık hegelci fikre sarılır görmek ne gülünç!” (Engels, Anti-Dühring, sf. 107, Sol yay. 2. baskı) 

Marks’ın yöntemi –Avakian’ın “metod” dediği, YK- “kendisine inanalar için diyalektik mücizeler düzenlemekmiş.” (Dühring’ten aktaran Engels, Anti_durhing, sf.216)

Engels, Dühring’in bu tür eleştirilerine çok geniş yanıtlar vermekle beraber, kısaca şunu ekler: “Gülünç ve bulanık fikirler”
Avakian’ın düşünceleri de aynıdır. Bulanık. O, Marks ve Engels’i “yadsımanın yadsınması” konusunda aynı Dühring gibi çarpıtmaktadır. Marks’da olmayan şeyleri Marks’da varmış gibi göstermeye çalışıyor.

Marks şöyle der:
“Kapitalist üretim biçiminin üretimi olan kapitalist mülk edinme biçimi, kapitalist özel mülkiyeti yaratır. Bu, mülk sahibinin emeğine dayanan kişisel özel mülkiyetin ilk yadsımasıdır. Ama kapitalist üretim, bir doğa yasasının kaçınılmaz zorunluluğu ile kendi yadsınmasını doğurur.  (Anti-Dühring, sf. 231)

Ve devamla,
“Yadsımanın yadsınmasıdır bu. Emekçinin özel mülkiyetini değil, ama kapitalist çağın kazanımlarına, el birliğine ve, toprak dahil, bütün üretim araçlarının ortaklaşa sahipliğine dayanan bireysel mülkiyetini yeniden kurar. Bireysel emekten doğan özel ve bölünmüş mülkiyeti durumuna dönüştürmek için, gerçekte daha şimdiden kolektif bir üretim biçimine dayanan kapitalist mülkiyetin toplumsal mülkiyet biçimine dönüşmesinin gerektireceğinden elbette daha çok zaman, daha çok çaba ve daha çok güçlük gerekmiştir.” (Engels, Anti-Dühring, sf. 226)

Toplumların ilerlemesi ve bir toplumun bir sonraki toplumu dönüşümü bugüne kadar kaçınılmaz olmuştur ve bu iradi bir şey değildir. Avakian’ın karşı çıktığı ve reddetiği bu gerçekliktir. İlkel komünal toplumdan günümüz kapitalist topluma kadar gelişen toplumsal sistemler “basma kalıp” bir şekilde değil, üretim ilişkileri ile üretim güçleri arasındaki çelişklerin çatışmasından doğmuştur. Toplumsal gelişmeler, tek düze dar ve mekanik bir gelişim değil, yoğun çatışmalar sonucu eski toplum yerini içinden çıkan yeni topluma bırakmıştır. Engels, zorun tarihte oynadığı rolü haklı olarak belirtmiştir. Eski toplum her zaman yeni bir topluma gebedir. Tarihin bu diyalektik akışını Marksizm doğru bir şekilde açıklamıştır. Kafası basmayan ve saçmalayan maalesef bay Avakian’dır.

Marks’ın kapitalist toplumun ortadan kalkmasını “kaçınılmazlığını” söylerken yanılıyor muydu? Bu kaçınılmaz bir şey değil mi? Bay Avakian’a göre “kaçınılmaz” değilmiş, Felsefede böyle bir şey “olmamalıymış”. Böyle bir “kaçınılmazlık” “ sanki bir şey önceden başka bir şey tarafından hemen hemen belirlenmiş” gibi olurmuş. Bu da “İnsanlığın tarihsel sürecine basmakalıp bir şekilde uygulandığında ..” komünizmde “... daha problemli hale” gelirmiş. 

Marks ve Engels, toplumlar tarihini diyalektiğini yoktan üretmemişler, toplumların tarihi gelişiminden hareketle onları bilimsel bir analize tabi tutmuşlardır.

Engels günümüzün yeni Dühring’liğine soyunan Avakian’ı bu konuda şöyle yanıtlıyor:
“Demek ki, süreci, yadsımanın yadsınması biçiminde nitelendirirken, Marks, sürecin tarihsel zorunluluğunu bu nitelemeyle tanıtlamayı düşünmez. Tersine: gerçekte, sürecin kısmen nasıl gerçekleştiğini, kısmen de mutlak olarak nasıl gerçekleşeceğini tarih aracılığıyla tanıtladıktan sonradır ki, Marks, bu süreci, ayrıca, belirli bir diyalektik yasaya göre gerçekleşen bir süreç olarak nitelendirir. Hepisi bu.” (Engels, Anti-Dühring, sf. 231)

Marks ve Engels’i materyalist felsefeyi ise, “insanlığın tarihsel sürecine basmakalıp bir şekilde” uygulamakla suçlayan bir beynin düşünme tarzının hiçte Marksist olmadığı çok açık. Çünkü Engels diyor ki;

“Diyalektiği bay Dühring’in yaptığı gibi, diyelim biçimsel mantık ya da ilkel matematik üzerine sınırlı bir fikir edinilebildiği biçimde, katıksız bir tanıtlama aleti olarak almak, diyalektiğin içyüzünü kavramakta tam bir eksikliktir. Biçimsel mantık bile, her şeyden önce, yeni sonuçları bulmak, bilinenden bilinmeyene geçmek için bir yöntemdir, ve bu, ayrıca, mantığın dar çevrenini parşçalayarak, daha geniş bir dünya görüşünün tohumunu içinde saklayan diyalektik için de, ama çok daha yüksek bir anlmada, böyledir.” (Engels, Anti-Dühring, sf. 231-232)

Engels’ten de uzun alıntılarla ortaya koyduğumuz gibi, bay Avakian, Durhing gibi, Marks ve Engels’de olamayan şeyleri varmış gibi göstermeye çalışarak, yeni bir şey söylediğini sanıyor. Oysa kendi revziyonist çarpıtmalarını 150 yıl önce söyleyenler olmuştu. Hatta kelimesi kelimesine. Avakian’ın Engels’in çok değerli eseri Anti-Dühring’den haberi olmaması olası değil. Avakian ekliyor, “.. bu, ... Marksizm’de tali bir eksiklikti.” (agb, sf. 26) Bunu bir kaç kez belirtmek zorunda kalmış ki, Marksizmi bütünüyle reddetiği görülmesin. Bütünüyle çarpıttığı ortaya çıkarsa, günümüzün “büyük Marksisiti” payesini alamaz. En azından kendi müritlerinden. Avakian’ın Marksist olmadığını, kendini Marks yerine koymaya çalıştığı 1980’lerin başından beri biliniyordu. Bunu, Avakian’a büyük payeler yakıştırarak peşinden giden ona DEH içinde arka çıkanlar düşünsün.

Bay Avakian, salt Mraks ve Engels’i eleştirmekle yetinmiyor. Mao’da da hatalar buluyor. Kendisinin “illada Maoizm” diyerek, Mao ile Marksizm-Leninizmi karşı karşıyaymış gibi göstermeye çalışması ve bunu DEH içinde bir çok parti ve örgüte bulaştırmasını unutmuş olmalı ki, şöyle diyor:

“Bob Avakian’ın yeni sentezi, Mao’nun Stalin’den kopuşlarının bir devamını, fakat ayrıca bazı açılardan Stalin’in önderliğindeki komünist hareket içerisinde hakim hale gelen düşünce biçimi olan ve bizzat Mao’nun kendisinin, tali olarak da olsa etkilendiği yönlerin ötesinde bir kopuşu içermektedir.” (agb, sf. 27)
Stalin’den Mao’ya “bulaşan hata”nın ne olduğunu Avakian’da öğreniyoruz. “Enternasyonalizm” konusuymuş. Stalin ve Mao, diğer partileri SBKP(B) ve ÇKP’nin “yedeği” durumuna getirmişler. 

“... yedeği haline yönelik girişimler..” (agb, sf. 27) diyerek, Avakian’ın bunu aştığını ileri sürüyor DKP. Daha öncede belirttiğim gibi önümüzde bir DEH örneği var. DEH içinde DKP’nin etkinliği biliniyor. DKP, DEH içinde hakimiyet kurarak, diğer partileri yedeğine almak istemiştir. Bazı ufak gurplar bunu kabulenirken, bir çok ciddi KP bunu kabullenmedi. Bu nedenle, ya DEH’e üye olmadılar ya da üye olanlar süreç içinde DEH’den ayrıldılar.

En yakın ve bilinen örenk, DKP’nin TKP/ML’ye karşı tutumudur.1986 yılında TKP/ML’nin yurdışı örgütlülüğünden kopan bir kısım kişileri, TKP/ML’ye karşı kullanmaya çalışması, DKP ve onun başını çeken Avakian’nın enternasyonalizmden ne anladığını ortaya koyan yakıcı bir örnektir. Bu kişiler lümpen proletaryanın temsilcileri idi. Sözde sol, pratikte ise tamamen sağcı ve tasfiyeci olan bir avuç denebilecek unsurları, TKP/ML’nin karşısına “Maoist örgüt” olarak çıkarma cüretini gösteren DKP, proleter enternasyonalizmden en son söz edecek bir örgüttür. DKP’nin müridi bu grup, hiç bir zaman Türkiye’de örgütlenmemiş, deyim yerindeyse, yurt dışında DKP’nin çöplüğünden geçinmeye çalışmıştır. Bugün ise böyle bir grup yoktur.

DKP ve Avakian samimi olacaksa, Stalin ve Mao’da bu konuda hatalar arayacaklarına önce kendi ben merkezci anlayışlarının üzerlerine gitmelidir.

Bay Avakian’nın “Yeni Sentez” Teorisinin Yeni Devrimci Sınıfı; “Entellektüeller ve Sanatçılar”

“Bu Yeni sentez, hem kendi vizyonlarını sürdürme ve hem de daha kapsamlı mayalanmaya kendi fikirleriyle katkıda bulunmanın bu bütünlüklü sürecinde, entellektüellerin ve sanatçıların önemli rolüne daha büyük değer biçilmesini de gerektirmektedir.” (agb, sf. 29) 

Proleterya devrimine önderlik eden sınıfın hangi sınıf olduğu ve bu sınıfın bu devrimde ittifak kuracağı sınıflarda belli. Bunu Lenin, Rus devriminide net olarak belirtmiş ve devrime destek olacak, çıkarı olan halk kesimleriyle sıkı bir ittifakı gerçekleştirerek Ekim Devrimi gerçekleşmiştir. Aynı şekilde Mao’da, Çin’de devrimin müttefiklerini en detaylı bir şekilde açıklamış ve uygulamıştır. İşçi sınıfı Rus Ekim Devrimi ve Çin Devrimi sırasında müttefikleriyle sıkı bir birlik kuramasalardı devrimi gerçekleştiremezlerdi. İşçi sınıfının önderliğindeki devrimlerde sanatçı ve entellektüellerin kazanılması ve enerjilerinin devrime kanalize edilmesini Lenin ve Mao’da sık sık belirtmişlerdir. Bu yeni bir olgu olmayıp, Marksistlerin önem verdikleri sorunlardan birisidir. Ancak, sanatçı ve entellektüeller ayrı bir sınıf olmayıp, genel olarak küçük burjuva kesimde yer alırlar. Küçük burjuvazi de devrimde, proleteryanın temel müttefiklerinden biri olduğuna göre, Bay Avakian, bu sorunu yeni keşfetmiş gibi, MLM önüne ne diye sürüyor? Avakian’ın derdi, snatçı ve entellektüelleri işçi sınıfının yerine geçirmek. Onun “Yeni Sentez”inin içinde bu var. Söylemek istediği de bu. Sözü evirip çevirmesine gerek yok. Bay Avakian, işçi sınıfından söz etmesine karşın, onun esas sınıfı sanatçı ve entellektüellerdir. “Sanatçı ve entellektüellerin rolü”ne değinmek, devrim için bunların kazanılmasından söz etmek başka, bunu Marksizme “yeni bir katkı” olarak sunmak başka. Eğer “yeni bir sentez” ve “yeni bir katkı” olarak sunuluyorsa, Bu Marksizmden sapmadır. Markszimi revize etme, işçi sınıfından umudu keserek küçük burjuva aydınlara umut bağlamadır. Avakian’ın yaptığıda budur. Bir zamanlar umutlarını lümpen proletaryaya bağlayanlar, bugün kıblelerini başaka tarafa, küçük burjuva elitizmine çevirmişler.

Avakian’ın Marks ve Engels’in geliştirdiği Materyalist felesefeyi “bütünlüklü” bulmaması, “kökleri üzerine oturmamış” demesinin altında yatan şey yeni bir devrimci sınıf keşfetmesinden ileri geliyor olmalı. O’na göre yeni sınıf “sanatçı ve entellektüeller”. Bizim bu konuda söyleyeceğimiz şey, Lenin’in de önemle vurguladığı gibi Marksizm bütünsellikli ve köklüdür. O işçi sınıfının bilimsel devrimci bir öğretisidir. Avakian, Dühring’in yolundan gidiyorsa, ona güle güle demekten başka bir şey söyleyemeyiz. Ama, saçmalıklarını, içi sınıfına olan güvensizliğini, materyalist felsefe yerine liberalizmi Marksizm olarak ileri sürüyorsa, buna da göz yumamayız.

“Avakian’ın yeni sentezi, komünist çalışmayı, halk kitlelerinin komünist bilincin sadece, ve esas olarak, kendi doğrudan tercübeleri ve mücadeleleri yoluyla değil, kapitalist-emperyalist sistemin doğasının ve özelliklerinin her yönüyle teşhiri ve komünizm kavranışı, amaçları, bakış açısı, ve metodunun açık bir şekilde ortaya konması yoluyla geliştirilmesinin gerekliliği, bu konudaki Lenin’in temel anlayışı üzerinde yeniden temellendirmiş ve bu anlayışı zenginleştirmiştir.(agb, sf. 30. abç YK)

İşte DKP’nin Avakian’ı bu. O Lenini’de aşmış. Marks ve Engels’i aşan hayli hayli Lenin’i de aşacaktır(!) Çünkü, Avakian’a göre Leninizm, “temelsiz”miş. Lenin’i aşan Stalin ve Mao’yu da aşacaktır. Bunların da Avakian yanında sözü mü olur. Şaka bir yana, DKP, Avakian’a böyle bir rol biçmiş. Bu rol biçme, salt DKP’ye ait olmayıp, Avakian, kendisini böyle görmektedir. Anlaşılan o ki, kendisini  Marksizmin 6. ustası olarak ilan etmemizi bekliyor...

“Bütünlüksüz ve köksüz Marksist felsefe”, “temelsiz Leninizm”, işte Avakian’nın “yeni sentez”leri. Avakian çok geç kaldı. Marksizme ve Leninizme bu tür pespaye saldırılar uzun zamandan beri oluyor. Avakian doğmadan önce de bu tür saldırılar sıkça yapılıyordu. Avakian, bir farkla, bu tür saldırıları yapıyor. MLM kılıfı altında. Ancak, sınıf bilinçli proletarya deneyimlidir. Bu tür kirlenmiş, revizyonizm pisliğine batmış teorilere inan pek yok.

Yukarıda ki alıntıya dönersek, Avakian, Lenin’i geliştirmemiş revize etmiştir. Ve daha ötesi Avakian yalan söylemektedir. Lenin’de “yok” dediği şey bolca vardır. Lenin, Ne Yapmalı eserinde kitlelerin devrimci bilinci nasıl elde edeceğini, nasıl kazanacaklarını net olarak belirtir. Kitlelerin kendi deneyimleri asla küçümsenemez, bunun yanında işçi sınıfına devrimci bilincin dışarıdan verileceğini de ekler. “Emperyalizmin çok yönlü teşhiri” olmazsa olmazlardan biridir. Marksistler açısından bu yeni olmayıp, Bütün ustalar bunu belirtmiştir. Yani, işçi ve emekçilerin sınıf düşmanlarının çok yönlü teşhiri elbette yapılmak zorundadır. Komünist ve devrimcilerin yaptıkları da bunlardır. Bunu neresi “yeni”!

Lenin şöyle diyor:
“İşçiler arasında sosyal-demokrat bilincin olmayacağını söyledik. Bu bilinç onlara dışarıdan getirilmeliydi. Bütün ülkelerin tarihi göstermektedir ki, işçi sınfı, salt kendi çabasıyla yalnızca sendika bilincini, yani sendikalar içerisinde birleşmenin, işverenlere karşı savaşım vermenin ve hükümeti gerekli iş yasalarını çıkarmaya zorlamanın vb. gerekli olduğı inancını geliştirebilir. Oysa sosyalizm teorisi, mülk sahibi sınıfların eğitim görmüş temsilcileri tarafından, aydınlar tarafından geliştirilen, felsefi, tarihsel ve iktisadi teorilerden doğup gelişmiştir.” (Lenin, Ne yapmalı, sf. 36, Sol yayınları 4. Baskı)

Lenin’in o gün söyledikleri bunlar, bugünde aynen geçerliliğini korumaktadır. Uluslararsı komünist hareketin ve daha önce yapılan devrimlerin deneyimleri bunu doğrulamıştır.  Burada da görüldüğü gibi Lenin “ halk kitlelerinin sadece doğrudan kendi deneyimleri” ile sosyalist düşünceyi elde edeceklerini söylemiyor, tersine sosyalist düşüncelerin dışarıdan verileceğini net olarak belirtiyor. Avakian’ın Lenini geliştirdiği yer neresi? Bay Avakian, ya kendinden başka kimsenin Lenin’i okumadığını düşünüyor ya da kendini çok “zeki” sanıyor. 

Leninden alıntılara devam edelim: Avakian, kapitalist-emperyalist sistemin “çok yönlü teşhiri”ni, “yeni katkı” olarak işçi ve emekçilere yutturmaya çalışmıştı.

İşte Lenin’in söyledikleri:
“Rusya’nın dört bir yanından toplanan siyasal ve iktisadi teşhirler, bütün kollardaki ve gelişmenin bütün aşamlarındaki işçilere fikri gıda sağlardı; bunlar, legal basındaki imaların, halk arasındaki konuşmaların ve “ayıbını örtmeye çalışan” hükümet bildirilerinin ortaya çıkardığı çok çeşitli konular üzerinde konuşmak ve okumak için malzeme ve fırsat sağlardı. Her kaynaşma ve her gösteri, bütün yönleriyle, Rusya’nın her yerinde değerlendirilir ve tartışılırdı.” (Lenin, Ne Yapmalı, sf. 168, Sol yayınları, 4. Baskı, açL.)

Bütün devrimci ve komünistler bilir ki, düzenin çok yönlü teşhiri olmadan kitlelerin kazanılması, düzenin yıpratılması olası değildir. Komünistlerin mücadele yaşamı kapitalist-emperyalist sistemin çok yönlü teşhiriyle doludur. Düzenin teşhirini yapmayan, bırakın komünist olamayı, demokrat dahi olamaz. Bunlar Marksizmin abc’si olduğuna göre, Avakian ne söylemek istiyor? Kendinden başka herkesi “aptal” yerine koymaya çalışıyor. Apatal olanın kim olduğu ortada değil mi?

Avakian, emperyalist ülkelerde devrim “mümkün değildir” diyenleri çürütmüş ve buralarda devrimi olur kılmış. İşte Avakian’dan “yeni katkılar”:

“... emperyalist bir ülkede devrimci faaliyet sürdürmeye yönelik gerekli olan stratejik yönelim geliştirmiş durumdadır ve daha da geliştirmeye devam edilmektedir. ... Tüm bunlar, emperyalist ülkelerde devrim mümkün değildir diyenlerin ... canlı bir çürütülmesidir.” (agb, sf. 31-32)

MLM bilimsel teori ve felsefesinde “mümkün olmayan” hiç bir şey yoktur. Mutlak yoktur. Ayrıca, proletaryanın usta öğretmenlerinin hiç birinde “emepryalist ülkelerde devrim mümkün değildir” diye bir anlayış olmadığı gibi, “emperyalizmin en zayıf halkasında devrim olasılığı yüksektir” ifadeleri ve anlayışı mevcuttur. Bu da, Sovyet ve Çin Devrimi örneklerinden hareketle söylenmiştir. Komünist olamayan ya da işçi sınıfının devrimciliğinden umudunu kesmiş olan dönekler bu tür savları ileri sürebilir. Devrim her yerde olabilir. Ama, devrim, emperyalizmin en zayıf halkasında gerçekleşmesi daha büyük bir olasılıktır. Stalin ve Mao bunu söyler. Biz de bunun doğruluğuna inanıyoruz. Bu, emperyalist ülkelerde devrim mücadelesi yürütülmeyeceği anlamını taşımıyor. Komünistler, bulundukları her alanda, her ülkede devrim mücadelesi yürütür ve yürütmelidir.

Yukarıda Avakian’dan aktardığımız alıntılardan da analaşılacağı gibi, “yeni” olan hiç bir şey olmadığı gibi Marksizmi çarpıtma ve revize etme anlayışları vardır. Avakian, bir Marksist olmaktan ziyade, günümüzün yeni Dühringi olabilir. Eğer bir paye istiyorsa, bu payeyi gönül rahatlığıyla alabilir. Marksizmi çarpıtma ve reviz etmeyi “yeni katkı” olarak sunma hakkını kimse kendinde bulmamalıdır. MLM’ler bu tür revizyonist anlayışlara asla prim vermezler. Bilinmesi gereken budur. Avakian ve DKP/ABD’nin de bunu bilmesi gerekiyor. 22.12.2010


2 yorum:

  1. Bob elestirisimi simdi bu?ben onun yeni sentezine dair bir tek cumle gormedim bilimsellikten uzak

    YanıtlaSil
  2. BOB AVAIKANIN ESERLERİNİ OKUYORUM, Boşa kürek sallıyorsun Yusuf Köse, gereksiz demogojilere takılmışsın, doğru tavır değil.
    belki de biraz gocunuyorsun BA nın çizgisinin bu derece popüler olmasından. Buyur yazmaya dewam et. hadi seni gidi kendi ülkesinin mekanik demokratı. MLM yi bırak aşmayı senin kavraman bile zor..

    YanıtlaSil