GÜNÜMÜZ DÜHRİNG’İ: BOB AVAKİAN
Yusuf KÖSE
Marksizm
bir doğma değil, bir eylem kılavuzu ve o yaşayan canlı bir organizmadır. Çünkü
her şey hareket halindedir. Doğada ve toplumda duragan olan hiç bir şey yoktur.
İşçi sınıfının bilimi olan Marksizm de durağan değildir. O yaşayan canlı bir
organizma gibidir, durmadan ileriye doğru gelişir. Çünkü bilimseldir.
Marksist-Leninist-Maoistler de Marksizmin bir bilim olduğunu kabul ederler ve
onu dogmatikleştirenlere karşı mücadele ederler.
Marksizmin
gelişmesine katkıda bulunanlara MLM karşı çıkmaz, bizzat bu tür gelişmeleri
desteklerler ve övünç duyarlar. Lenin ve Mao Marksizmi geliştirmişlerdir.
Stalin’in önemli katkıları olmuştur. Bunlar kabul edilen şeylerdir. Ayrıca,
bunlar dışında da Marksizme katkıları olanlar olmuştur. Her devrim mücadelesi
de bir katkıdır. Marksist bilimsel teoriye yeni katkılarda bulunarak onu
ileriye taşımak biraz daha farklıdır. Her önüne gelen, kendine Marksist diyen
her kişinin “ben Marksizmi teorik olarak ileri taşıdım” demesi, yeterli
değildir. Gerçekten böyle bir katkısının olup olmadığını yine MLM bilimi ışığında
irdelemek gerekiyor.
Bilindiği
gibi Mao’nun ölümünden sonra yeni “katkıcılar” çıkmıştır. Devrimci mücadelenin
geliştiği bazı ülkelerde, bu devrimlere önderlik eden partilerin önderlerinin
resimleri beş ustanın yanına eklenmiş ve “ ... yolu” olarak ileri sürülmüştür.
Bunlardan en sonuncusu Nepal Komünist Partisi-Maoist (NKP-M)’in başkanı
Parashanda olmuştur. Bugün ise bu partinin ismi değiştiği gibi, düne kadar
taşıdığı “Maoist” idelojik yolu da değişmiştir. Paraschanda bir kaç aylık
başbakanlık koltuğu için NKP-M çizgisini değiştirerek, revizyonizmin
güzargahında ilerlemeye devam
etmektedir. “Parashanda yolu”, bir devrimin burjuvaziye nasıl satıldığının
yakın, canlı ve yalın örnekleriyle doludur.
Konumuz
bu değil. Burada “Komünizm: Yeni Bir Aşamanın Başlangıcı –RCP/USA tarafından
bir Manifesto” adlı büroşürdeki görüşleri ele almaya çalışacağız. İddialar yeni
olmamasına karşın, ilginç ve değinilme zorunluluğu olduğu için ele alıp
üzerinde konuşmakta yara var. Çünkü MLM yanlış anlayışlara karşı mücadele
içinde gelişmiş ve gelişecektir. Bu anlayıştan hareket ettiğimiz için, yanlış
olarak gördüğümüz düşünceleri eleştirmek de bir zorunluluktur.
Buroşür,
ABD-Devrimci Komünist Partisi’nin (ABD-DKP) başkanı Bob Avakian’ın “yeni
sentez” başlığı adı altında Marksizme “yeni katkıları” olduğunu ve onu
“geliştirdiğini” ileri sürüyor. Bunları ise belgelendirmeye çalışıyor.
Lenin,
Stalin ve Mao, Marks ve Engels’in öğrencileri olduğunu kabul ettiği gibi,
Stalin ve Mao’da aynı zamanda Lenin öğrencileri olduğunu kabul ederler. Ve
Marksizmin bu üç usta öğretmenleri kendilerinin Marksizmi geliştirerek
“aştıklarını” söylememişler, böyle bir şeyi söylemeye gereksinim duymamışlardır.
Onları tarih değerlendirmiş ve hak ettikleri yeri vermiştir. Ne var ki,
günümüzün bazı “Marksist”leri, kendilerinin Marksizmi ne kadar
geliştirdiklerini ileri sürmekten geri kalmıyorlar. Kendilerini öve öve
bitiremiyorlar. Övünmleri haklı olabilir. Ama, işçi sınıfı onları övüyor mu ya
da ilerde övecek mi bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa, uluslararsı
proletarya onlara bu payeyi daha vermiş değil. Vereceklerini de sanmıyorum.
Çünkü bay Bob Avakian’nın Marksizmi ilerletmemiş, geriletmeye çalışmıştır.
“Katkı” diye öne sürdüğü görüşler Marksizmi revize eden görüşlerdir.
ABD-DKP’nin
günümüzün “Manifestosu” olarak yayınladığı ve Avakian tarfından “yeni sentez”
adı altında geliştirildiği söylenen broşürde “yeni” olan bir şey görülmüyor.
“Boy
Ölçüşeceğimiz Yeni Meseleler, ve Yeni Sentez” başlıklı bölümde şunlar
söyleniyor:
“Fakat
bugün daha da büyük gereksinimler kendisini dayatmaktadır. Bob Avakian bir
taraftan partimize bütünüyle önderlik ederken, diğer taraftan son 30 yıldır
uluslararası komünist hareketinin deneyiminin ve komünist devrime yönelik
stratejik yaklaşımın bilimsel bir tahlilini derinleştirmeyi sürdürdü. Bu Bob
Avakian’ın çalışmalarının sonucu yeni bir sentezin, bu devrimi ileri taşımak
için daha gelişmiş bir teorik çerçevenin ortaya çıkması oldu.” (agb. Sf. 24, Orjinal
ingilizce baskı: Şubat 2009, RCP Publications. Türkçe çevirisinden)
Bob
Avakian’a dair ortada bir “sentez” yok. Broşür, olduğunu ileri sürüyor, ama
“sentezin” ne olduğunu vermiyor. Olmayan bir şeyi var gibi göstermek RCP’ye
özgü olsa gerek. Bay Avakian’ın “katkı”sı olarak bilinen bir şey varsa DEH
(Devrimci Enternasyonal Hareketi)
daraltığı ve giderek ise dağılma sürecine getirdiğidir. Ben merkezci,
yerine göre sol yerine göre sağ ve diğer partilere tepeden bakan, önemli ölçüde
kuyrukçu anlayışların sonucu, DEH dağılma durumuna gelmiştir. Kuyrukçu derken,
bir zamanlar Peru Komünist Partisi(PKP)’nin peşine takılarak ve onun
mücadelesinin gölgesine sığnarak DEH içindeki diğer KP’leri suturma yolunu
seçerken, PKP gerileyip NKP-M öne çıkınca bu kez de onun peşine ve bu partinin
devrim mücadelesinin gölgesinde diğer KP’leri susturma ve kendini tek merkez
gibi gösterme ve hareket etme yaklaşımları sonucu DEH’i çıkmaz bir noktaya
getirdi. DEH uluslararsı KP’leri çekme ve birleştirme merkezi olmaktan çıkıp Bob
Avakian’ın örgütü durumuna dönüşünce, gelinen aşamada, bir zamanlar RCP’nin sözünden
çokmayan örgütlerde terk etti ve şimdi Bay Avakian yalnız kaldı. İşte Marksizme
“katkı”sı.
DKP’nin
yayınladığı, “Komünizm: Yeni Bir Aşamanın Başlangıcı” adlı broşürde şöyle
deniyor:
“...
–sosyalist devrimin bu ilk dalgasının genel deneyimine bilimsel olarak bakmak
ve bundan gerekli dersleri çıkartmak için, dünyada meydana gelmekte olan büyük
değişikliklerin stratejik mühtevasını yine bilimsel olarak ele almak için-
komünist devrim teorisi ve pratiğinin ilerlemeler kaydetmeye ihtiyacı vardır.
“Bob
Avakian bu sorumluluğu üzerine almıştır ve
ve bu büyük ihtiyaçlara ve fırsatlara cevap veren komünist bir teorik
çalışma, yöntem ve yaklaşım bütünü geliştirmiştir.”(agb, sf.25)
Bu
uzun alıntıda da görüldüğü gibi, Avakian bütün komünistleri büyük bir dertten
kurtarıyor. Yeni teori geliştirmeyi “üzerine almış” ve hatta “geliştirmiş”. Bu
nedenle diğer ülkelerdeki komünistlerin bir endişeye kapılmaları gerekmiyor.
Yukarıda
da söylediğim gibi, ortada “Bob Avakian’a ait bir “teori yok” ama, “geliştirdi”
denen bir teoriden sıkça söz ediliyor ve hatta o denli ileri gidiliyor ki;
“Bob
Avakian tarafından ortaya konulan bu teorik ürünlerin ... Marks’ın komünist
hareketin başlangıcında geliştirdiği arasında bir benzerlik vardır.” (agb
sf.25)
Çok
büyük bir iddia, ama içi boş bir iddia. İçinin boş olduğunu yazının devamında
ortaya koyacağız.
DKP,
Avakian’ı günümüzün “Marksı” olarak ilan ediyor. DKP, Avakian’ı bu kadar
övdükten sonra ve bizi de meraktan çatlatmak üzereyken “bazı yeni sentez”leri
sıralıyor.
“Felsefe
ve metod açısından, bu yeni sentez, Marksizm’i
daha bütünlüklü olarak bilimsel kökleri üzerine oturtmaktadır.”(agb, sf.26,
açYK)
Bu
alıntıda da görüldüğü gibi, biz kömünistler ve uluslararası proletarya
Marksizmi bütünlüklü ve bilimsel olduğunu düşünürken yanılıyormuş. Meğer
Marksizm bilimsel “kökleri” üzerine oturmadan Marksizm olmuş. Bugüne kadar bunu
Bob Avakian’ın dışında kimse görememiş ve sağ olsun bay Avakian bu sorumluluğu
“üzerine alarak” proletaryayı bilimsiz olmaktan kurtarmış ve kurtaracakmış.
Oysa,
Marksizme yönelik bu tür saldırıların yeni olmadığını Marksistler biliyor.
Marksizme yönelik her türlü burjuva ve revizyonist saldırılar Marksizmin daha
ilk ortaya çıkışıyla birlikte başladı ve devam ediyor. Kimisi açıktan
saldırırken kimisi de Avakian gibi “marksist” kılıfına bürünerek “Marksizmi
geliştirme” adı altında Marksizmi revize etmeye çalışmışlardır. Marksizme
“daha” eklemesi ise, Marksizmin bütünüyle yanlış olduğunu söyleyemediği içindir.
Direkt geldiğinde bütün ipliği pazara çıkacağından, Marksist maskesini takarak
saldırmayı ve revize etmeyi yeğlemiştir.
Marksizmin
“bütünlüklü olarak bilimsel kökleri” üzerine oturmadığını Marks ve Engels
zamanında da söyleyenler vardı. Bunların başında da Durhing geliyordu. Yine
Lassele vardı. Bakunin vardı ve günümüzde ise bütün anti-Marksist kesimler aynı
iddiayı ileri sürmektedir. Lenin, Stalin ve Mao’da bu konuda yanılmışlar,
Marksizme işçi sınıfının bilimsel teorisi demekle. Engels de yanılmış,
“Marksizm işçi sınıfının en donanımlı bilimsel teorisidir” demekle.
Lenin,
Marks’ın teorisiyle ilgili olarak şunları söylüyor;
“Marks’ın
öğretisi her şeye kadirdir, çünkü doğrudur. Kendi içinde bütünlüklü ve uyumludur, insanlara, hiç bir batıl inançla, hiç bir
gericilikle, hiç bir burjuva köleliğinin savunulmasıyla uzlaşmayan bütünlüklü bir dünya görüşü verir. İnsanlığın
ondokuzuncu yüzyılda Alman felsefesi, İngiliz politik ekonomisi ve Fransız
sosyalizmşn şahsında yaratmış olduğu en iyi şeylerin meşru mirasçısıdır.”
(Lenin, Seçme Eserler, C.11, sf 14, Inter yayınları, aç YK)
Lenin
Marksizmle ilgili özet görüşü bu. Elbette o Marks’ın dehasına hayrandır ve
haklı bir şekilde övmekle bitiremez. Lenin ve diğer ustaların Marksizmle ilgili
görüşlerini buraya aktarmaya gerek yok. Onlar Marksist oldukları için Marksizme
önemli katkılarda bulunduklarından Marksizmi geliştirebildiler. Marksist
olmayan ya da Marksist olduğunu söyleyip Marksizmi revize edenler marksimi
geliştiremezler, olsa olsa Marksizmin bilimselliğine gölge düşürmeye
çaılışırlar, aynı bay Avakian’ın yaptığı gibi.
Bob
Avakian ve DKP’nin iddiası, “Marksizmin bilimsel kökleri üzerine
oturmadığı”dır. Yenilir yutulur cinsten bir iddia ve eleştiri değildir. En
pespaye burjuva aydınları dahi Marks’ın teorilerine bu tür eleştiriler
getiremiyor, başka açılardan Marksizme karşı çıkmaya çalışıyorlar.
“Felsefe
ve metod açısından” Marks’ın bütünlüklü olmadığını ve bunu bütünlüklü hale
Avakian’ın getirdiğini söylemek kadar saçma ve kendini kaf dağının üstünde
gören başka birisi çıkmış mıdır bilinmez.
Lenin
ne diyor;
“Marks’ın
felsefesi, insanlığa özellikle de işçi sınıfına güçlü bilgi araçları veren
mükemmel felsefi materyalizmdir.”(SE, c.11, sf. 14, İnter yay.)
Avakian’dan
başka “inciler” aktarmaya devam edelim:
“İnsan
toplumunun komünizme doğru tarihsel gelişiminin ilk kavramlaştırılmasında,
Marks’ın formüle ettiği biçimde bile, bir tür dar ve düz hatta seyreden bir
bakış açısı eğilimi ... vardı. Örneğin ‘yadsımanın yadsıması’. ... Felsefesi
Marks (ve Engels) üzerinde önemli bir etkisi olan bu kavram, Hegel’in felsefi
sisteminden devr alındı. ... “yadsımanın yadsıması”, “kaçınılmazlık”
doğrultusuna meyledebilir. ... insanlığın son derece karmaşık ve çeşitlilik
gösteren tarihsel gelişimi konusundaki indirgemeciliğe yönelik eğilim, bir
“kapalı sistem” ve “kaçınılmazlık”a yönelik eğilim, daha açık ve daha problemli
hale gelmektedir.” (agb, sf. 26)
Avakian’ın
Marksist felsefeye getirdiği ve geliştirdiğini söylediği “katkıları” bunlar.
Bütün Marksistler, yaklaşık 150 yılı aşkın bir süredir Marks ve Engels’in
Hegel’i aştığını biliyordu. Hayatında hiç Marksist olmamış ve Marksit teoriyle
uzaktan yakından bir ilgisi olmayan PKK lideri Abdullah Öcalan, Bob Avakian’a
göre haklıymış(!). Çünkü Öcalan’da Hegel’in haklı olduğunu ve kendisinin
Marks’ı aştığını (-Öcalan, şöyle buyuruyor: “Marks’ın diyalektik materyalizmi
ile Hegel’in idealizmi arasında fazla bir fark yoktur.” AHİM Savunmaları C.1,
sf. 54- bu konuyu başka bir yazıda ele alacağız) söylerken, en azından bu konuda
Avakian’a yakın duruyor. Avakian mı ona yakın o mu Avakian’a yakın bu onların
sorunu. Biz kendi konumuza dönersek, Avakian, Marks ve Engels’e “yadsımanın
yadsınması” konusunda saldırırken, özünde Marksizmin geliştirdiği Materyalist
felsefeye karşı çıkmaktadır. Çünkü ne Marks ne de Engels yadsımanın yadsınması
konusunu “kapalı bir sistem” olarak ele almayıp, toplumlar tarihiyle ilgili
olarak ele almışlardır.
Öncelikle
Marks ve Engels’i “hegelcilikle” suçlayan ilk Avakian değil, ama Avakian’ın
kendisine örnek aldığı Dühring’dir.
Ve
Dühring şöyle diyor;
“Onu
(Marks’ı) niceliğin niteliğe döndüğü yolundaki karışık ve bulanık hegelci fikre
sarılır görmek ne gülünç!” (Engels, Anti-Dühring, sf. 107, Sol yay. 2. baskı)
Marks’ın
yöntemi –Avakian’ın “metod” dediği, YK- “kendisine inanalar için diyalektik
mücizeler düzenlemekmiş.” (Dühring’ten aktaran Engels, Anti_durhing, sf.216)
Engels,
Dühring’in bu tür eleştirilerine çok geniş yanıtlar vermekle beraber, kısaca
şunu ekler: “Gülünç ve bulanık fikirler”
Avakian’ın
düşünceleri de aynıdır. Bulanık. O, Marks ve Engels’i “yadsımanın yadsınması”
konusunda aynı Dühring gibi çarpıtmaktadır. Marks’da olmayan şeyleri Marks’da
varmış gibi göstermeye çalışıyor.
Marks
şöyle der:
“Kapitalist
üretim biçiminin üretimi olan kapitalist mülk edinme biçimi, kapitalist özel
mülkiyeti yaratır. Bu, mülk sahibinin emeğine dayanan kişisel özel mülkiyetin
ilk yadsımasıdır. Ama kapitalist üretim, bir doğa yasasının kaçınılmaz
zorunluluğu ile kendi yadsınmasını doğurur.
(Anti-Dühring, sf. 231)
Ve
devamla,
“Yadsımanın
yadsınmasıdır bu. Emekçinin özel mülkiyetini değil, ama kapitalist çağın
kazanımlarına, el birliğine ve, toprak dahil, bütün üretim araçlarının
ortaklaşa sahipliğine dayanan bireysel mülkiyetini yeniden kurar. Bireysel
emekten doğan özel ve bölünmüş mülkiyeti durumuna dönüştürmek için, gerçekte
daha şimdiden kolektif bir üretim biçimine dayanan kapitalist mülkiyetin
toplumsal mülkiyet biçimine dönüşmesinin gerektireceğinden elbette daha çok
zaman, daha çok çaba ve daha çok güçlük gerekmiştir.” (Engels, Anti-Dühring,
sf. 226)
Toplumların
ilerlemesi ve bir toplumun bir sonraki toplumu dönüşümü bugüne kadar kaçınılmaz
olmuştur ve bu iradi bir şey değildir. Avakian’ın karşı çıktığı ve reddetiği bu
gerçekliktir. İlkel komünal toplumdan günümüz kapitalist topluma kadar gelişen
toplumsal sistemler “basma kalıp” bir şekilde değil, üretim ilişkileri ile
üretim güçleri arasındaki çelişklerin çatışmasından doğmuştur. Toplumsal
gelişmeler, tek düze dar ve mekanik bir gelişim değil, yoğun çatışmalar sonucu
eski toplum yerini içinden çıkan yeni topluma bırakmıştır. Engels, zorun
tarihte oynadığı rolü haklı olarak belirtmiştir. Eski toplum her zaman yeni bir
topluma gebedir. Tarihin bu diyalektik akışını Marksizm doğru bir şekilde
açıklamıştır. Kafası basmayan ve saçmalayan maalesef bay Avakian’dır.
Marks’ın
kapitalist toplumun ortadan kalkmasını “kaçınılmazlığını” söylerken yanılıyor
muydu? Bu kaçınılmaz bir şey değil mi? Bay Avakian’a göre “kaçınılmaz”
değilmiş, Felsefede böyle bir şey “olmamalıymış”. Böyle bir “kaçınılmazlık” “
sanki bir şey önceden başka bir şey tarafından hemen hemen belirlenmiş” gibi
olurmuş. Bu da “İnsanlığın tarihsel sürecine basmakalıp bir şekilde
uygulandığında ..” komünizmde “... daha problemli hale” gelirmiş.
Marks
ve Engels, toplumlar tarihini diyalektiğini yoktan üretmemişler, toplumların
tarihi gelişiminden hareketle onları bilimsel bir analize tabi tutmuşlardır.
Engels
günümüzün yeni Dühring’liğine soyunan Avakian’ı bu konuda şöyle yanıtlıyor:
“Demek
ki, süreci, yadsımanın yadsınması biçiminde nitelendirirken, Marks, sürecin
tarihsel zorunluluğunu bu nitelemeyle tanıtlamayı düşünmez. Tersine: gerçekte,
sürecin kısmen nasıl gerçekleştiğini, kısmen de mutlak olarak nasıl
gerçekleşeceğini tarih aracılığıyla tanıtladıktan sonradır ki, Marks, bu
süreci, ayrıca, belirli bir diyalektik yasaya göre gerçekleşen bir süreç olarak
nitelendirir. Hepisi bu.” (Engels, Anti-Dühring, sf. 231)
Marks
ve Engels’i materyalist felsefeyi ise, “insanlığın tarihsel sürecine basmakalıp
bir şekilde” uygulamakla suçlayan bir beynin düşünme tarzının hiçte Marksist
olmadığı çok açık. Çünkü Engels diyor ki;
“Diyalektiği
bay Dühring’in yaptığı gibi, diyelim biçimsel mantık ya da ilkel matematik
üzerine sınırlı bir fikir edinilebildiği biçimde, katıksız bir tanıtlama aleti
olarak almak, diyalektiğin içyüzünü kavramakta tam bir eksikliktir. Biçimsel
mantık bile, her şeyden önce, yeni sonuçları bulmak, bilinenden bilinmeyene
geçmek için bir yöntemdir, ve bu, ayrıca, mantığın dar çevrenini parşçalayarak,
daha geniş bir dünya görüşünün tohumunu içinde saklayan diyalektik için de, ama
çok daha yüksek bir anlmada, böyledir.” (Engels, Anti-Dühring, sf. 231-232)
Engels’ten
de uzun alıntılarla ortaya koyduğumuz gibi, bay Avakian, Durhing gibi, Marks ve
Engels’de olamayan şeyleri varmış gibi göstermeye çalışarak, yeni bir şey söylediğini
sanıyor. Oysa kendi revziyonist çarpıtmalarını 150 yıl önce söyleyenler
olmuştu. Hatta kelimesi kelimesine. Avakian’ın Engels’in çok değerli eseri
Anti-Dühring’den haberi olmaması olası değil. Avakian ekliyor, “.. bu, ...
Marksizm’de tali bir eksiklikti.” (agb, sf. 26) Bunu bir kaç kez belirtmek
zorunda kalmış ki, Marksizmi bütünüyle reddetiği görülmesin. Bütünüyle
çarpıttığı ortaya çıkarsa, günümüzün “büyük Marksisiti” payesini alamaz. En
azından kendi müritlerinden. Avakian’ın Marksist olmadığını, kendini Marks
yerine koymaya çalıştığı 1980’lerin başından beri biliniyordu. Bunu, Avakian’a
büyük payeler yakıştırarak peşinden giden ona DEH içinde arka çıkanlar
düşünsün.
Bay
Avakian, salt Mraks ve Engels’i eleştirmekle yetinmiyor. Mao’da da hatalar
buluyor. Kendisinin “illada Maoizm” diyerek, Mao ile Marksizm-Leninizmi karşı
karşıyaymış gibi göstermeye çalışması ve bunu DEH içinde bir çok parti ve örgüte
bulaştırmasını unutmuş olmalı ki, şöyle diyor:
“Bob
Avakian’ın yeni sentezi, Mao’nun Stalin’den kopuşlarının bir devamını, fakat
ayrıca bazı açılardan Stalin’in önderliğindeki komünist hareket içerisinde
hakim hale gelen düşünce biçimi olan ve bizzat Mao’nun kendisinin, tali olarak
da olsa etkilendiği yönlerin ötesinde bir kopuşu içermektedir.” (agb, sf. 27)
Stalin’den
Mao’ya “bulaşan hata”nın ne olduğunu Avakian’da öğreniyoruz. “Enternasyonalizm”
konusuymuş. Stalin ve Mao, diğer partileri SBKP(B) ve ÇKP’nin “yedeği” durumuna
getirmişler.
“...
yedeği haline yönelik girişimler..” (agb, sf. 27) diyerek, Avakian’ın bunu
aştığını ileri sürüyor DKP. Daha öncede belirttiğim gibi önümüzde bir DEH
örneği var. DEH içinde DKP’nin etkinliği biliniyor. DKP, DEH içinde hakimiyet
kurarak, diğer partileri yedeğine almak istemiştir. Bazı ufak gurplar bunu kabulenirken,
bir çok ciddi KP bunu kabullenmedi. Bu nedenle, ya DEH’e üye olmadılar ya da
üye olanlar süreç içinde DEH’den ayrıldılar.
En
yakın ve bilinen örenk, DKP’nin TKP/ML’ye karşı tutumudur.1986 yılında
TKP/ML’nin yurdışı örgütlülüğünden kopan bir kısım kişileri, TKP/ML’ye karşı
kullanmaya çalışması, DKP ve onun başını çeken Avakian’nın enternasyonalizmden
ne anladığını ortaya koyan yakıcı bir örnektir. Bu kişiler lümpen proletaryanın
temsilcileri idi. Sözde sol, pratikte ise tamamen sağcı ve tasfiyeci olan bir
avuç denebilecek unsurları, TKP/ML’nin karşısına “Maoist örgüt” olarak çıkarma
cüretini gösteren DKP, proleter enternasyonalizmden en son söz edecek bir
örgüttür. DKP’nin müridi bu grup, hiç bir zaman Türkiye’de örgütlenmemiş, deyim
yerindeyse, yurt dışında DKP’nin çöplüğünden geçinmeye çalışmıştır. Bugün ise
böyle bir grup yoktur.
DKP
ve Avakian samimi olacaksa, Stalin ve Mao’da bu konuda hatalar arayacaklarına
önce kendi ben merkezci anlayışlarının üzerlerine gitmelidir.
Bay Avakian’nın “Yeni Sentez”
Teorisinin Yeni Devrimci Sınıfı; “Entellektüeller ve Sanatçılar”
“Bu
Yeni sentez, hem kendi vizyonlarını sürdürme ve hem de daha kapsamlı
mayalanmaya kendi fikirleriyle katkıda bulunmanın bu bütünlüklü sürecinde,
entellektüellerin ve sanatçıların önemli rolüne daha büyük değer biçilmesini de
gerektirmektedir.” (agb, sf. 29)
Proleterya
devrimine önderlik eden sınıfın hangi sınıf olduğu ve bu sınıfın bu devrimde
ittifak kuracağı sınıflarda belli. Bunu Lenin, Rus devriminide net olarak
belirtmiş ve devrime destek olacak, çıkarı olan halk kesimleriyle sıkı bir
ittifakı gerçekleştirerek Ekim Devrimi gerçekleşmiştir. Aynı şekilde Mao’da,
Çin’de devrimin müttefiklerini en detaylı bir şekilde açıklamış ve
uygulamıştır. İşçi sınıfı Rus Ekim Devrimi ve Çin Devrimi sırasında
müttefikleriyle sıkı bir birlik kuramasalardı devrimi gerçekleştiremezlerdi.
İşçi sınıfının önderliğindeki devrimlerde sanatçı ve entellektüellerin
kazanılması ve enerjilerinin devrime kanalize edilmesini Lenin ve Mao’da sık
sık belirtmişlerdir. Bu yeni bir olgu olmayıp, Marksistlerin önem verdikleri
sorunlardan birisidir. Ancak, sanatçı ve entellektüeller ayrı bir sınıf
olmayıp, genel olarak küçük burjuva kesimde yer alırlar. Küçük burjuvazi de
devrimde, proleteryanın temel müttefiklerinden biri olduğuna göre, Bay Avakian,
bu sorunu yeni keşfetmiş gibi, MLM önüne ne diye sürüyor? Avakian’ın derdi,
snatçı ve entellektüelleri işçi sınıfının yerine geçirmek. Onun “Yeni
Sentez”inin içinde bu var. Söylemek istediği de bu. Sözü evirip çevirmesine gerek
yok. Bay Avakian, işçi sınıfından söz etmesine karşın, onun esas sınıfı sanatçı
ve entellektüellerdir. “Sanatçı ve entellektüellerin rolü”ne değinmek, devrim
için bunların kazanılmasından söz etmek başka, bunu Marksizme “yeni bir katkı”
olarak sunmak başka. Eğer “yeni bir sentez” ve “yeni bir katkı” olarak
sunuluyorsa, Bu Marksizmden sapmadır. Markszimi revize etme, işçi sınıfından
umudu keserek küçük burjuva aydınlara umut bağlamadır. Avakian’ın yaptığıda
budur. Bir zamanlar umutlarını lümpen proletaryaya bağlayanlar, bugün
kıblelerini başaka tarafa, küçük burjuva elitizmine çevirmişler.
Avakian’ın
Marks ve Engels’in geliştirdiği Materyalist felesefeyi “bütünlüklü” bulmaması,
“kökleri üzerine oturmamış” demesinin altında yatan şey yeni bir devrimci sınıf
keşfetmesinden ileri geliyor olmalı. O’na göre yeni sınıf “sanatçı ve
entellektüeller”. Bizim bu konuda söyleyeceğimiz şey, Lenin’in de önemle
vurguladığı gibi Marksizm bütünsellikli ve köklüdür. O işçi sınıfının bilimsel
devrimci bir öğretisidir. Avakian, Dühring’in yolundan gidiyorsa, ona güle güle
demekten başka bir şey söyleyemeyiz. Ama, saçmalıklarını, içi sınıfına olan
güvensizliğini, materyalist felsefe yerine liberalizmi Marksizm olarak ileri
sürüyorsa, buna da göz yumamayız.
“Avakian’ın
yeni sentezi, komünist çalışmayı, halk kitlelerinin komünist bilincin sadece,
ve esas olarak, kendi doğrudan tercübeleri ve mücadeleleri yoluyla değil,
kapitalist-emperyalist sistemin doğasının ve özelliklerinin her yönüyle teşhiri
ve komünizm kavranışı, amaçları, bakış açısı, ve metodunun açık bir şekilde
ortaya konması yoluyla geliştirilmesinin gerekliliği, bu konudaki Lenin’in temel anlayışı üzerinde yeniden temellendirmiş ve bu anlayışı
zenginleştirmiştir.(agb, sf. 30. abç YK)
İşte DKP’nin Avakian’ı bu. O Lenini’de aşmış. Marks ve
Engels’i aşan hayli hayli Lenin’i de aşacaktır(!) Çünkü, Avakian’a göre
Leninizm, “temelsiz”miş. Lenin’i aşan Stalin ve Mao’yu da aşacaktır. Bunların
da Avakian yanında sözü mü olur. Şaka bir yana, DKP, Avakian’a böyle bir rol
biçmiş. Bu rol biçme, salt DKP’ye ait olmayıp, Avakian, kendisini böyle
görmektedir. Anlaşılan o ki, kendisini
Marksizmin 6. ustası olarak ilan etmemizi bekliyor...
“Bütünlüksüz ve köksüz Marksist felsefe”, “temelsiz
Leninizm”, işte Avakian’nın “yeni sentez”leri. Avakian çok geç kaldı. Marksizme
ve Leninizme bu tür pespaye saldırılar uzun zamandan beri oluyor. Avakian
doğmadan önce de bu tür saldırılar sıkça yapılıyordu. Avakian, bir farkla, bu
tür saldırıları yapıyor. MLM kılıfı altında. Ancak, sınıf bilinçli proletarya
deneyimlidir. Bu tür kirlenmiş, revizyonizm pisliğine batmış teorilere inan pek
yok.
Yukarıda ki alıntıya dönersek, Avakian, Lenin’i
geliştirmemiş revize etmiştir. Ve daha ötesi Avakian yalan söylemektedir.
Lenin’de “yok” dediği şey bolca vardır. Lenin, Ne Yapmalı eserinde kitlelerin
devrimci bilinci nasıl elde edeceğini, nasıl kazanacaklarını net olarak
belirtir. Kitlelerin kendi deneyimleri asla küçümsenemez, bunun yanında işçi
sınıfına devrimci bilincin dışarıdan verileceğini de ekler. “Emperyalizmin çok
yönlü teşhiri” olmazsa olmazlardan biridir. Marksistler açısından bu yeni
olmayıp, Bütün ustalar bunu belirtmiştir. Yani, işçi ve emekçilerin sınıf
düşmanlarının çok yönlü teşhiri elbette yapılmak zorundadır. Komünist ve
devrimcilerin yaptıkları da bunlardır. Bunu neresi “yeni”!
Lenin şöyle diyor:
“İşçiler arasında sosyal-demokrat bilincin
olmayacağını söyledik. Bu bilinç onlara dışarıdan getirilmeliydi. Bütün
ülkelerin tarihi göstermektedir ki, işçi sınfı, salt kendi çabasıyla yalnızca
sendika bilincini, yani sendikalar içerisinde birleşmenin, işverenlere karşı
savaşım vermenin ve hükümeti gerekli iş yasalarını çıkarmaya zorlamanın vb.
gerekli olduğı inancını geliştirebilir. Oysa sosyalizm teorisi, mülk sahibi
sınıfların eğitim görmüş temsilcileri tarafından, aydınlar tarafından
geliştirilen, felsefi, tarihsel ve iktisadi teorilerden doğup gelişmiştir.”
(Lenin, Ne yapmalı, sf. 36, Sol yayınları 4. Baskı)
Lenin’in o gün söyledikleri bunlar, bugünde aynen
geçerliliğini korumaktadır. Uluslararsı komünist hareketin ve daha önce yapılan
devrimlerin deneyimleri bunu doğrulamıştır.
Burada da görüldüğü gibi Lenin “ halk kitlelerinin sadece doğrudan kendi
deneyimleri” ile sosyalist düşünceyi elde edeceklerini söylemiyor, tersine
sosyalist düşüncelerin dışarıdan verileceğini net olarak belirtiyor. Avakian’ın
Lenini geliştirdiği yer neresi? Bay Avakian, ya kendinden başka kimsenin Lenin’i
okumadığını düşünüyor ya da kendini çok “zeki” sanıyor.
Leninden alıntılara devam edelim: Avakian,
kapitalist-emperyalist sistemin “çok yönlü teşhiri”ni, “yeni katkı” olarak işçi
ve emekçilere yutturmaya çalışmıştı.
İşte Lenin’in söyledikleri:
“Rusya’nın dört bir yanından toplanan siyasal ve
iktisadi teşhirler, bütün kollardaki ve gelişmenin bütün aşamlarındaki
işçilere fikri gıda sağlardı; bunlar, legal basındaki imaların, halk arasındaki
konuşmaların ve “ayıbını örtmeye çalışan” hükümet bildirilerinin ortaya
çıkardığı çok çeşitli konular üzerinde konuşmak ve okumak için malzeme ve
fırsat sağlardı. Her kaynaşma ve her gösteri, bütün yönleriyle, Rusya’nın her
yerinde değerlendirilir ve tartışılırdı.” (Lenin, Ne Yapmalı, sf. 168, Sol
yayınları, 4. Baskı, açL.)
Bütün devrimci ve komünistler bilir ki, düzenin çok
yönlü teşhiri olmadan kitlelerin kazanılması, düzenin yıpratılması olası
değildir. Komünistlerin mücadele yaşamı kapitalist-emperyalist sistemin çok
yönlü teşhiriyle doludur. Düzenin teşhirini yapmayan, bırakın komünist olamayı,
demokrat dahi olamaz. Bunlar Marksizmin abc’si olduğuna göre, Avakian ne
söylemek istiyor? Kendinden başka herkesi “aptal” yerine koymaya çalışıyor.
Apatal olanın kim olduğu ortada değil mi?
Avakian, emperyalist ülkelerde devrim “mümkün
değildir” diyenleri çürütmüş ve buralarda devrimi olur kılmış. İşte Avakian’dan
“yeni katkılar”:
“... emperyalist bir ülkede devrimci faaliyet
sürdürmeye yönelik gerekli olan stratejik yönelim geliştirmiş durumdadır ve
daha da geliştirmeye devam edilmektedir. ... Tüm bunlar, emperyalist ülkelerde
devrim mümkün değildir diyenlerin ... canlı bir çürütülmesidir.” (agb, sf.
31-32)
MLM bilimsel teori ve felsefesinde “mümkün olmayan”
hiç bir şey yoktur. Mutlak yoktur. Ayrıca, proletaryanın usta öğretmenlerinin
hiç birinde “emepryalist ülkelerde devrim mümkün değildir” diye bir anlayış
olmadığı gibi, “emperyalizmin en zayıf halkasında devrim olasılığı yüksektir”
ifadeleri ve anlayışı mevcuttur. Bu da, Sovyet ve Çin Devrimi örneklerinden
hareketle söylenmiştir. Komünist olamayan ya da işçi sınıfının devrimciliğinden
umudunu kesmiş olan dönekler bu tür savları ileri sürebilir. Devrim her yerde
olabilir. Ama, devrim, emperyalizmin en zayıf halkasında gerçekleşmesi daha
büyük bir olasılıktır. Stalin ve Mao bunu söyler. Biz de bunun doğruluğuna
inanıyoruz. Bu, emperyalist ülkelerde devrim mücadelesi yürütülmeyeceği
anlamını taşımıyor. Komünistler, bulundukları her alanda, her ülkede devrim
mücadelesi yürütür ve yürütmelidir.
Yukarıda Avakian’dan aktardığımız alıntılardan da
analaşılacağı gibi, “yeni” olan hiç bir şey olmadığı gibi Marksizmi çarpıtma ve
revize etme anlayışları vardır. Avakian, bir Marksist olmaktan ziyade, günümüzün
yeni Dühringi olabilir. Eğer bir paye istiyorsa, bu payeyi gönül rahatlığıyla
alabilir. Marksizmi çarpıtma ve reviz etmeyi “yeni katkı” olarak sunma hakkını
kimse kendinde bulmamalıdır. MLM’ler bu tür revizyonist anlayışlara asla prim
vermezler. Bilinmesi gereken budur. Avakian ve DKP/ABD’nin de bunu bilmesi
gerekiyor. 22.12.2010
Bob elestirisimi simdi bu?ben onun yeni sentezine dair bir tek cumle gormedim bilimsellikten uzak
YanıtlaSilBOB AVAIKANIN ESERLERİNİ OKUYORUM, Boşa kürek sallıyorsun Yusuf Köse, gereksiz demogojilere takılmışsın, doğru tavır değil.
YanıtlaSilbelki de biraz gocunuyorsun BA nın çizgisinin bu derece popüler olmasından. Buyur yazmaya dewam et. hadi seni gidi kendi ülkesinin mekanik demokratı. MLM yi bırak aşmayı senin kavraman bile zor..