FARC-EP Gerillları
LATİN
AMERİKA’NIN KESİLEN
DEVRİMCİ
DAMARLARI1
Yusuf KÖSE
Giriş:
ABD’nin
arka bahçesinde, burjuvaziye karşı mücadelenin büyük bir yanını
ABD emperyalizmine karşı mücadele olulşturduğu bilinen bir
gerçektir. İspanyol sömürgeciliği kovulduktan sonra, Latin
Amerika halkları bu kez karşılarında ABD emperyalizmini buldu.
O
günden bugüne kadar Latin Amerika işçi sınıfı ve emekçiler,
ABD emperyalist haydutlarına karşı mücadele etmektedir.
Görünürde, Batista’lar, Somazlar, Uribe/Santos’lar,
Fujimori’ler’e vb.lerine karşı mücadele verilmesine karşı,
en büyük karşı-devrimci güç hiç kuşkusuz ABD emperyalizmine
(ve Pentagon-CIA) karşı verilmiştir. Halen’de bu savaş devam
etmektedir.
Her
tarafa “demokrasi” götürdüğünü (Afganistan, Irak ve
Suriye’ye götürdükleri gibi) iddia eden ABD emperyalizmi, Latin
Amerika’yı askeri diktatörlükler cehennemine çevirmiştir.
Halen bu süreç devam etmektedir.
Bu
yazının konusu, Latin Amerika Devrimci Gerilla Hareketleri’nin
ABD emperyalizmine karşı mücadelesi olmayacak. Bazı gerilla
hareketlerinin mücadelelerinin nasıl sonuçlandığıyla ilgili
olacaktır. Esas olarak’da 52 yıldır gerilla savaşı veren
Kolombiya gerilla örgütü FARC-EP’nin “barış”ını ele
alacaktır.
FARC-EP ile
Kolombiya devleti arasındaki savaşta bugüne kadar 260 bini aşkın
insan yaşamını yitirdi. 50 bine yakın insan, (Türkiye’deki
gibi) “fali meçhul” adı altında devlet ve CİA’ya bağlı
paramiliter güçler tarafından katledilerek kaybedildi. 7 milyona
yakın insan ise yerlerinden göç ettirildi.
FARC-EP2
üzerine bir inceleme yazmıştım. “Yüzyıllık Yanlızlık’ı
Yıkan Gerillalar” (Aralık 2012) adıyla. Yazı, kendi Blog’um
“Güncel Yazılar”ın yanı sıra bir çok sitede ve
Kaypakkayahaber.com sitesinde de yanılanmıştı. Burada FARC-EP’nin
tarihine tekrar girmeyeceğim. Bu konuyu merak edenler, sözünü
ettiğim “YÜZYILLIK YANLIZLIK’I YIKAN GERİLLALAR”
3
yazıma bakabilirler.
Barış Mı Sınıf
Uzlaşmacılığı Mı?
FARC-EP’nin
Latin Amerika tarihinde önemli bir yeri var. Bu, onun 52 yıllık
kesintisiz mücadelesinden ileri geliyor. Ancak, bu mücadele sınıf
uzlaşmacı bir “Barış” adı altında, bir kere daha Latin
Amerika’nın devrimci damarına vurulan küçük burjuva sınıfına
özgü hançer oluyor. Latin Amerika’nın devrimci damarları
kesiliyor. FARC-EP, sınıf uzlaşmacı “barış anlaşması”yla
bunu yaptığının farkında değil ve göremiyor.
FARC-EP’de,
kendinden önceki diğer Latin Amerika ülkelerinin gerilla
hareketlerinin izlediği yolu izledi. Mücadeleyi sonuna kadar
götüremeyip, yarı yolda bırakma kararı aldı. Daha doğrusu,
kendi söylemleri ile buraya yazarsak; “siyasal mücadeleye silahlı
olarak değil, legal bir parti olarak devam” edecekler. Neyin
karşılığı? Görünürde kısmı reformlar karşılığı, ancak,
pratikte bunların hiç bir karşlığı olmayacak. Kolombiya
burjuvazisi (ve ABD emperyalizmi), FARC-EP gerilla hareketini kendi
düzen sınırları içine çekerek büyük bir başarı elde etmiş
olacaktır. Kolombiya işçi ve emekçileri ise, sömürü ve baskı
altında yaşamaya, yeni bir devrimci süreci başlatana kadar devam
edeceklerdir.
Buraya FARC-EP
örneğinden önce, Latin Amerika’daki daha önceki bazı gerilla
hareketlerinin savaştıkları burjuvaziyle yaptıkları “barış”lara
bir bakmak gerekiyor. En son ise FARC-EP’nin tavrını ele alalım.
Hemen hemen bütün
Latin Amerika ülkelerinde demokratik hak ve özgürlükler ve
bağımsızlık için savaşlar verilmiştir ve verilmeye devam
etmektedir. Bunlardan bugüne kadar sadece birisi, Küba başarıya
ulaşmıştır. Küba Devrmine önderlik edenler, ABD ve onun yerli
işbirlikçilerini yenerek iktidarı ele geçirmişlerdir.
Diğer
Latin Amerika ülkelerinin gerilla hareketleri içinde ise, başarıya
ulaşan Nikeragua’da FLNS (Sandinist Ulusal Kurtuluş Cephesi)
olmuştur. El Salvador’daki gerilla hareketi FMLN (Farabuno Marti
Ulusal Kurtuluş Cephesi) de, başarıya ulaşacağı son anda
“barış” yaparak, burjuvaziyle sınıf uzlaşmacılığına
gitmiştir. Böylece, El Salvador devrimi burjuvaziye kurban
verilmiştir. Tarih ve Marksizm, küçük burjuva devrimciliği
konusunda bir kere daha yanılmamıştır.
Nikaragua
gerilla hareketi FLNS,
1962 yılında mücadeleye başladı. FLNS’ye önderlik edenler
küçük burjuva ideolojsine sahipti. Sosyalizmi kısmen
savunmalarına karşın hiç bir zaman gerçek bir MLM olmadılar. 45
yıllık ABD destekli Somaza faşist diktatörlüğünü 17 Temmuz
1979 da yıktıktan sonra, ABD ve uluslararası emperyalist
burjuvazinin yaptırımıyla karşılaştılar. Ancak daha savaş
içinde orta burjuvazinin üst kesimiyle uzlaşarak, tarım reformu
ve burjuvazinin mülksüzleştirilmesinden vazgeçtiler.
1989
yılında FLNS, serbest seçim kararı aldı ve 1990 yılında
yapılan ilk genel seçimde kaybederek, iktidarı yeniden ABD yanlısı
burjuvazi ele geçirdi. 2006 yılında yapılan başkanlık seçimini,
FLNS’nin lideri Daniel Ortega kazandı. Ancak, Nikeragua’da işçi
ve emekçiler açısından değişen bir şey olmadı. Kapitalist
sistem olduğu gibi devam etmektedir. Yani, işçi ve emekçiler
burjuvazinin ağır sömürüsüne maruz kalmaktadır. D. Ortega,
liberal burjuvazinin programını uygulayarak başkanlığını
sürdürmektedir. ABD emperyalizminin yerini Çin emperyalizmi almış.
Ne yazık ki, devrimi kazanan “SANDİNO’NUN KIZLARI”4
bir kere daha hayal kırklığına uğradılar ve burjuvaziye karşı
ikinci bir devrimci mücadeleyi sürdürmek yine onların omuzlarına
kaldı.
El Salvador Gerilla
Hareketi FMLN, bir çok gerilla güçlerinin bir araya gelmesinden
oluşmuştu. 1980 yılında gerrilla savaşına başlayan örgüt,
1992 yılında, El Salvador burjuvazisiyle “barış” yaparak
savaşa son verdi ve legal siyasi parti olarak siyasal yaşamına
devam etti. Bu süreçte yaklaşık 75 bin kişi öldü. Daha çok
da, ABD destekli paramiliter güçlerin katliamlarının sonucuydu bu
sonuç.
FMLN5,
oldukça güçlü bir gerilla örgüttüydü. ABD FMLN’yi yok etmek
için tüm kirli oyunlarını oynamasına karşın gerilla hareketi
kitleler içinde geniş bir kök saldı. Halkın büyük bir
çoğunluğunun desteğini aldı. El Salvador burjuva ordusu, ABD’nin
yönetiminde olmasına karşın, FMLN6
karşısında etkisiz kaldı. Savunmasız ve silahsız kitleleri
katletmekten öteye geçemedi.
FMLN’nin
iktidarı almaması için hiç bir neden kalmamıştı. ABD destekli
burjuva ordusu saklandığı yerden çıkamadığı gibi, hareket
alanı da kalmamıştı. CİA, “kaybettik” dediği bir anda,
FMLN, “barış” sinyalleri verdi. Çünkü “sosyalist”
maskeli Rus sosyal emperyalizmi havlu atmıştı. Küçük burjuva
ideolojik yapıya sahip FMLN de, havlu atmayı yeğledi. Oysa,
Yanıbaşında Nikeragua devrimi olmuştu. Yine Peru’da güçlü
bir Maoist hareket vardı. Ekvator ve diğer bir çok ülkelerde
reformist eğlimli hareketler güç kazanmıştı. Kolombiya’da
güçlü gerilla (FARC, FLN) hareketleri vardı. Yani rüzgar,
devrimcilerden yana esiyordu. Ancak Rus Sosyal emperyalizmini
“sosyalist” değerlendiren bu hareketler için Rusya’nın
çöküşü, sadece Rusya ile sınırlı kalmamıştı. Buraya güven
bağlıyan küçük burjuva devrimci örgütlerini de derinden
vurmuştu.
FMLN önderliği,
yer yer marksizmi ve sosyalizmi savunmasına karşın, esas
politikası kapitalizmi reforma etmenin ötesine geçmedi.
“Gelecekte
dengeleyici ve kolaylaştırıcı bir güç olarak inisiyatifi ele
alırsak, burada özel sektör ve işçi sınıfı arasında, orta ve
küçük mal sahipleri, hem de daha küçük geleneksel olmayan
üretim sektörleri arasında ortak bir temel yaratabiliriz.”7
1991
yılında, bunu söyleyen FMLN temsilcisi Arnoldo Ramos. Böylece,
FMLN’nin daha baştan nasıl bir ekonomik politika izleyeceğide
belli olmuştu. Yani, ABD emperyalizmini ve El salvador
burjuvazisinin ürükütmeyecek bir politika izlenecekti.
1992 yılı
“barış”ıyla legal siyasal yaşama katılan FMLN, savaş
sırasında söyledikleri ile burjuvaziyle sınıfsal uzlaşmadan
sonra yaptıkları ve söyledikleri bir birini tutmadı.
Marksist-Leninist-Maoist sınıf terosi bir kere daha kendini
doğruladı.
Burjuvaziyle
proletarya arasında uzlaşmaz bir sınıf çelişkisi vardır.
Burjuvaziyle uzlaşmak demek, esas olarak onun sınıfsal çıkarlarını
kabul etmek demektir. Ayrıca, burjuva devletini yıkmadan kısmen
onu reforme ederek yaşamasına izin vermek, tekrar burjuvazinin
sömürü çarkının içine girmek ve ona ayak uydurmak demektir.
Marksist sınıf teroisi ve sınıflar arası mücadele ve proleter
devlet sorunu, sınıf uzlaşmacılığını reddeder.
Bugün,
Latin Amerika’nın bir çok ülkesinin başkanları yada birinci
derecede siyasal temsilcileri eski gerilla önderleriyle doludur. Bir
farkla, artık onlar işçi ve emekçileri temsil etmiyorlar.
Burjuvazinin temsilcileri olarak bulundukları yeri işgal
ediyorlart. El Salvador’un bugünkü devlet başkanı, dünün
FMLN’nin genel sekreter yardımcısıydı. Ancak, günümüz El
Salvador’u, neoliberal poltikaların uygulayıcısıdır.
Nepal
Komünist Partisi (Maoist)’de, sınıf uzlaşmacılığının
kurbanı oldu. Nepal Devrimi’ni, kelimenin tam anlamıyla sattı.
Nepal burjuvazisiyle uzlaştı. Tek yaptığı, Nepal Monarşsinin
yıkılmasına hizmet etmek oldu. Ancak, işçi sınıfı
önderliğindeki sosyalist devrim idiasını bir kenara atarak, Nepal
burjuvaziyle sınıf uzlaşmacılığını esas politika haline
getirdi. Nepal işçi sınıfı ve köylülüğünün görkemli
mücadelesi, ne yazık ki 2006 yılında burjuvaziyle “barış”
politikasıyle yenilgiyle sonuçlandırıldı8.
Burjuvaziyle
masaya oturulmaz ya da geçici ateşkesler yapılmaz diye bir anlayış
olamaz. Sınıf mücadelesi içinde bu tür dönemler olabilir ve
olmaktadır da. Özellikle silahlı mücadele veren devrimci örgütler
için, bu daha sık gündeme gelebilir. Devrimci hareket, siyasal
durumun gereklerine gere burjuvaziyle “barış” masasına
oturabilir. Ancak bu “barış”, burjuva sistemine entgre olmak
için değil, güç toplamak ve burjuvaziyi sıkıştırmak ve
zayıflatmak amacıyla yapılabilir. Eğer “barış”ın adı,
gerilla hareketinin başlangıç amaçlarından vazgeçmek içinse,
bu, burjuvaziye entegre olma politik taktiğidir.
Yukarıda
saydığımız gerilla hareketleri ve partileri, ne yazık ki, ilk
baştaki ideallerinden vazgeçerek brujuvaziye entegre olmuşlar ve
burjuva sisteminin sürdürücüsü durumuna gelmişlerdir. Bu
olumsuz gelimeler, kitleleri devrimcilerden uzaklaştırmaya hizmet
etmiştir. Burjuvazide bu olumsuzlukları işçi sınıfının
sosyalist mücadelesine karşı kullanmıştır.
FARC-EP’nin
Barışı
FARC-EP, küçük burjuva devrimci bir örgüt olmasına karşın, 52 yıllık mücadelesi Latin Amerika işçi sınıfı ve emekçilerin onurunu temsil ediyordu. ABD destekli Kolombiya faşist devletine karşı verdiği mücadele, diğer halkları motive ediyor ve güç veriyordu. O, Latin Amerika’nın kesilmeyen devrimci bir damarı ve onuruydu.
FARC-EP
mücadele tarihi süresi içinde bir çok zikzaklar çizmesine
karşın, anti-emperyalist, anti-faşist yanını korudu. Bunun bir
nedeni de, başta güçlü bir marksist damar taşımasından çok,
sınıfsal çelişmelerin keskinliğinden ve derinliğinden
kaynaklanıyordu. Ancak, son on yıl içinde önderlerinin bir çoğunu
kaybetmesi ve şehirde işçi sınıfıyla derin bağlar kuramaması,
onu kötü bir uzlaşma metnine imza atma aşamasına getirdi.
Küba’nın
başkenti Havana’da 4 yıldır sürdürülen “barış”
görüşmeleri, ne yazık ki FARC-EP aleyhine sonuçlandı. Örgütün
kendisi bunu öyle görmüyor, elbette. Ama, sıkılan el, Kolombiya
burjuvazisinin ve onun arkasındaki ABD emperyalistlerinin oldu
Öncelikle,
“Çatışmanın sona erdirilmesi,
istikrarlı ve kalıcı bir barışın inşası için genel bir
anlaşma” başlıklı “barış
anlaşması”ından bazı maddeleri buraya aktaralım:
“Barışın
inşası hiçbir ayrım olmaksızın toplumun tümümün katılımını
gerektiren bir ortak noktadır; ülkenin ulusal sınırları
içerisindeki tüm topraklarda insan haklarına saygının teşvik
edilmesi, sosyal adalet ve çevre ile uyum içinde ekonomik kalkınma,
barış ve gelişimin bir garantisidir.”
“1.
Bütünleşmiş tarımsal kalkınma politikası” başlıklı
bölümden:
“1. Erişim ve toprağın kullanımı.
Ekilmemiş topraklar. Mülkiyetin resmileştirilmesi. Tarımsal
sınırların ve rezerv alanlarının korunması.
2. Bölgesel odaklı kalkınma programları.
3. Altyapı ve arazi ıslahı.
4. Sosyal gelişim: sağlık, eğitim, barınma, yoksulluğun
ortadan kaldırılması.
5.
Tarımsal üretim ile dayanışma ekonomisi için teşvik. Teknik
destek. Sübvansiyonlar. Kredi. Gelir üretimi. Pazarlama. İşgücünün
resmileştirilmesi.
6.
Gıda güvenlik sistemi.“9
„3. Çatışmanın Sonu“
başlıklı bölümden:
“ 3-Silahların
bırakılması. Kendi ilgi alanlarına göre FARC-EP’nin sivil
hayata – ekonomik, sosyal ve siyasi-yeniden entegre edilmesi.”
“4-Ulusal
Hükümet, FARC-EP mensubu ya da işbirliği yapmış olmakla
suçlanan ve hüküm giyen bireylerin durumlarının tekrar gözden
geçirilmesini koordine edecektir.”
“6-Görüşmeler,
"Her şey üzerinde anlaşmaya varılmadan hiçbir anlaşmaya
varılmamıştır" kuralına göre yapılacaktır.”
Son bölümden:
“10-Ulusal
Hükümet, barışın inşasında yaşanabilecek zorlukların
üstesinde gelmede gerekli reformların ve kurumsal düzenlemeleri
yeniden gözden geçirecek ve oluşturacaktır.”
Bu
anlaşma maddelerine bakıldığında, Kolombiya burjuvazisinin özel
bir yükümlülük aldığı görülmüyor. Normal bir burjuva
sistemine devam edilmesi talep ediliyor. Kolombiya burjuva devletine
düşen tek görev; FARC-EP militanlarının sivil yaşama entegre
olmasında kolaylık ve burjuva hukukunu yerine getirmesi
yükümlülükleri var. Kapitalist bir sistem de, “yoksulluğun
ortadan kaldırılması”
düşü ham hayal, kapitalizmin varoluş nedenine terstir. FARC-EP
terorisyenlerinin bunu bilmemesi olası değildir.
Böyle
bir anlaşmayla, yani burjuva devletine teslimiyet anlaşması,
gerillalar için bir güvenli yer olmaktan uzaktır. Bu El Salvador
ve diğer ülkelerde görüldü. Silahların bırakılmasından sonra
bir çok gerilla katledildiği gibi onlarcası da tutuklanıp
hapishanelere konuldu. Özellikle Orta Amerika gerilla hareketlerinin
silah bırakmasından sonraki yaşanan acı deneyimler göz önüne
alınmalıydı. Burjuvaziye asla güven olmayacağını 52 yıllık
savaşın FARC-EP’ye öğretmiş olması gerekiyordu.
FARC-EP
silahları bırakacak. Tarımda “ıslah”a gidilecek. Yani, normal
bir burjuva programı. Bu anlaşmayanın öngördüğü maddeler,
bütün burjuva ülkelerinin anayasalarında yer almıştır.
Devrimci bir program olmaktan öte, burjuvazinin 200 yğüzyıl önce
aristokrat feodallere karşı savunduğu bir programdır. Böyle bir
“barış”ı, ne ABD emperyalist burjuvazisi reddeder ne de
Kolambiya burjuvazisi. Tersine, bir de teşekkür etmişlerdir. Bu
anlaşma, FMLN’nin anlaşmasından daha geri. En azından onlar,
gerillaların ordu ve polis gücü içine alınmasını kabul
ettirmişlerdi. Bu anlaşmada , “FARC-EP’nin silahları
bırakması” koşulu var. Ama Kolombiya ordusu olduğu gibi
kalıyor. Kolombiya ordusu, bugünün Türk ordusu gibidir. Katliamcı
ve paramiliter bir karaktere sahiptir. FARC-EP 52 yıldır mücadele
ettiği Kolombiya ordusunun niteliğini yakından tanıyor olmalıdır.
FARC-EP’nin
“anlaşma metini” tam bir hezimet metnidir. Küçük burjuva
devrimciliğinin ideolojik olarak burjuvaziye teslimiyetinin
belgesidir. Kolombiyalı Maoist örgüt, “Komünist İşçiler
Birliği (MLM)”nin de belirttiği gibi, “neoliberal politikaların
onaylanması ve kabul edilmesidir.” KİB (MLM)’nin FARC ile
ilgili bu görüşü “barış metni” ortaya çıkmasından önce
de vardı10.
Sonuç:
FARC-EP
vb. küçük burjuva devrimci örgütlerin burjuva sistemine koşulsuz
entegre olması, işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesine
önemli bir darbedir. Her şeyden önce, FARC’ın 52 yıllık
mücadelesine, ödenen ağır bedellere, çabaya, emeğe, kitlelerin
güvenine ve bu uğurda yaşamını yitirenlere ihanettir.
FARC-EP,
kendini reformist ve liberal Latin Amerika “sol” hükümetlerine
teslim etmiştir. Küba, Venezüella, Ekvator ve diğerleri.... Bu
devletlerin FARC-EP’ye vereceği olumlu hiç bir şey olamaz. Onlar
başından beri silahların bırakılmasını savunuyordu. Fiedel ve
Raul Kastro’lar Batista’ya karşı savaştıkları sürecin ne
militanları ne de o anlayışa sahipler. Kendilerini Küba’ya
teslim edenler, kellelerini Kolombiya faşist devletin ayakları
altında bulurlar. ABD ve Kolombiya faşist devleti, reformist Latin
Amerika hükümetlerini devreye sokarak FARC-EP’i silahları
bırakmaya ikna ettirmek için uzun zamandır uğraşıyordu. Bunu
başardılar.
Venezüella’ya
gelince. Reformist hükümet, ne yazık ki, işçi ve emekçileri
ayaklandırma yerine askeri güçle burjuvazinin karşısında
durmaya çalışıyor. Venezüella işçi sınıfının militan
ruhunu reformizm içinde pasifize ediyor. Mudarno yönetimi,
reformizm ile neoliberalizmi birleştirme peşinde. Ancak, reformist
politikalar ile neoliberal politikalar alt edilemez. Tek çare, işçi
sınıfının sosyalist devrimini hayata geçirmektir. Burjuvazi gibi
radikal olmak gerekiyor. Burjuvazi, reformist hükümeti yıkmak için
çok radikal politikalar izliyor. Venezülle reformistleri ise,
yoksullara yiyecek dağıtma ve askeri törenlerle ayakta kalmaya
çalışıyor.
Kolombiya’nın
ABD için anlamı büyük. Kolombiya, ABD için Latin Amerika’daki
sömürge kalesi ve burayı kontrol etmenin en önemli ve hatta
birinci merkezi denebilir. Yine ABD tekelleri için önemli bir
sermaye biriktirme merkezi. Uyuşturucu kaynağı ve paramiliter
yetiştirme alanı. ABD emperyalizminin Kolombiya’da 7 askeri üssü
var.
Bütün
bunlara karşın, FARC-EP’i “Plan Kolombiya”11
adıyla 2008 yılında, yoğun bir saldırı başlatmıştı. Bu
kapsamlı ve vahşi saldırı ABD burjuvazisine 500 milyon dolara mal
olmuştu. Bütün bunlara direnen ve askeri olarak güçlerini
büyüten FARC-EP, askeri olarak değil ama, masa başında yenildi
denebilir.
Kolombiya
devleti faşist yarı-askeri ve paramiliter bir niteliğe sahiptir.
Kolombiya ordusunun kontrolü bütünüyle Pentagon’un elinde ve
Latin Amerika’daki paramiliter bir gücü olduğunu söylemek
yanlış olmaycaktır. Böyle bir devletin, “demokratik reformlar”
yapması düşünülemez. Bugüne kadar sayısız işçi, köylü,
gençlik önderleri ve sendikacılar katledilmiştir. Silahlı
mücadelenin yoğun olduğu bölgelerde köyler zorla
boşaltılmıştır.Bugün Kuzey Kürdistan’da yaşananların
benzerleri sıkça yaşanmıştır.
FARC-EP
silahları bıraktığı andan itibaren, devrimci dinamizmi ve
potansiyeli yok etmek için burjuvazi daha yoğun olarak
saldıracakatır. Burjuvazi, teslimiyeti salt “silah bıraktırmak”la
yetinmeyip, idelojik ve siyasal olarakta teslim alma yolunu
denemekten vazgeçmeyeceklerdir. 52 yıllık bir mücadele terk
edildiği anda, onun bir daha aynı şekilde yeniden oluşturlması
olası değildir. Çünkü kazanılmış önemli bir devrimci
mevziler terk edilmektedir. Onu yeniden aynı şekilde değil, ama
işçi sınıfı önderliğinden daha başka örgütlenme ve mücadele
biçimleriyle kazanılabilecektir. Ama bu artık FARC-EP tipi küçük
burjuva örgütler değil, Marksist teori donanımlı sınıf
bilinçli işçiler yapabilecektir.
Bir
kere daha Marksizm kendini doğrulamıştır. Buradan çıkarılacak
ders; küçük burjuva devrimciliğinin kaypaklığı ve burjuvaziye
uzlaşma çizgisinin oldukça ince oluşu gereçeğinin görülmesi
ve bilince çıkarılmasıdır. Marksizmin ilkelerinden sapmanın
sonucunun, işçi sınıfının devrimci çizgisinin terk edilmesiyle
karşı karşıya kalınacağı gerçeğidir. Böyle bir çizgi ise
burjuvaziye teslimiyete götürür. FARC-EP’nin kolombiya
devletiyle imzaldığı “barış anlaşması” tam bir
teslimiyettir. Böylece Latin Amerikanın “kesik damarlarına”
devrimci damarları da eklenmiş oluyor. Küçük burjuva
devrimciliği, tarihsel devrimci mücadeleyi sonuna kadar götürme
yerine, emperyalist neoliberal politikalara teslim etmeyi tercih
etti. Küçük burjuva sınıfın ufku ve hafızası, ne yazık ki,
sınıfsız, sınırsız ve sömürüsüz bir sistemi göremiyor ve
alamıyor.
Bir
kere daha tekrarlayalım: Reformizm ve revizyonizm yenilgiye,
Marksizm, Lenininzm ve Maoizm zafere götürür.08.07.2016
***
1
Bu yazıyı çoktan yazmayı planlamıştım ve
başlamıştım, fakat bitirmemiştim. Ancak, Kaypakkayahaber.com
Sitesi’nde, Kolombiya “Komünist İşçi Birliği (MLM)”
(Union Obrera Comunista (MLM))nin bu konuyla ilgili yazısını
görünce, yazıyı bitirmeye karar verdim.
2
FARC-EP (Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri-Halk Ordusu)
4
Margaret Randell, Sandino’nun Kızları, Sosyalist Yayınları
5
İç Savaştan Silahlı Barışa, Farabundo Marti San Salvador’da,
Belge Yayınları
6
James Dunkerley, Uzun Savaş (Salvador’da Diktatörlük ve
Devrim), Belge Yayınları
7
İç savaştan Silahlı Barışa... sf. 233
8
Bkz. Nepal Halkının Kerenski’ye Değil, Lenin’e İhtiyacı Var
ve Nepal Devriminin Sorunları-2013, kaypakkayahaber.com
9
FARC-EP-Kolombiya devleti arasında imzalanan “Barış
Anlaşması’nın tam metni için bkz.
http://bianet.org/bianet/siyaset/kolombiya-kalici-baris-anlasmasinin-tam-metni28.06.2016
10
Bkz. Yüzyıllık Yanlızlık’ı Yıkan Gerillalar
11
Hindistan hükümeti’de HKP-M (Hindistan Komünist Partisi-
Maoist) gerillalarına karşı, bu plandan örnek alarak “Green
Hunt” (Yeşil Av) adıyla bir vahşet estirmişti.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder